Kategoriler
seçki

Sinematik İkililer: Javier Bardem-Penelope Cruz

Javier Bardem Penelope Cruz ile Temmuz 2010’da evlendi. Ama Bardem’le Cruz’un geçmişi 2010’dan çok öncesine dayanıyor. Henüz ikisi de genç oyuncularken beraber ispanyol filmlerinde rol aldılar. Gençken oynadıkları bu filmlerden sonra da işbirlikleri devam etti. Bazen başrolde yer aldılar, bazen ortak sahneleri bile olmadı. Şu an iki çocuk sahibi olan çift birlikte çalışmaya devam ediyor. Lafı uzatmayıp bu filmleri en yeniden en eskisine derleyelim.

TODOS LO SABEN/EVERYBODY KNOWS (2018): Bardem-Cruz birbirleriyle sıkça çalışıyor olsalar da her projeleriyle heyecanlandırmayı başarıyorlar. Çekimlerine bu hafta başlanan bu filmlerini de merakla bekliyoruz. Zira filmi çektiği her filmle etkileyen usta yönetmen Asghar Farhadi kaleme alıp yönetiyor. Madrid’te tamamen İspanyolca olarak çekilen film gerilim türünde olacak. Farhadi gene bir aileye odaklanıyor. Carolina’nın (Cruz) memleketine bir kutlama için kısa bir süreliğine dönmesi, bir süre sonra burada kendisinin ve ailesinin hayatını değiştirecek olaylar yaşanmasını anlatacak. Henüz Bardem’le filmin üçüncü başrolü Ricardo Darin’in rolleri açıklanmadı. Bakalım Farhadi’nin ilk İspanyol filmi nasıl olacak. Bardem’le Cruz’u ve tabii ki Darin’i Farhadi’nin filminde izlemek keyifli olacak.

LOVING PABLO (2017): Todos lo saben‘den önce çifti Loving Pablo filminde izleyeceğiz. Henüz filmin vizyon tarihi açıklanmadı ama bu yıl veya 2018’in ilk aylarında izleyeceğimizi tahmin ediyorum. Bardem’le Güneşli Pazartesiler/Los lunes al sol filminde çalışan Fernando Leon de Aranoa’nın yönettiği Loving Pablo uyuşturucu karteli Pablo Escobar’la ona âşık olan gazeteci Virginia Vallejo’nun ilişkilerine odaklanıyor. Yönetmen bu filmini Vallejo’nun kitabından uyarladı. Özellikle Bardem’in Escobar performansını merak etmemek zor. Narcos dizisinde Wagner Moura’nın Escobar rolünde döktürmüştü, Benicio Del Toro da Escobar: Paradise Lost‘ta karteli iyi oynamıştı. Bakalım Bardem bu iki aktörü aşabilecek mi. Filmle ilgili tek endişem karakterleri İngilizce konuşturmaları. IMDb’ye göre film İngilizce çekilmiş. Dilerim öyle bir hata yapmamışlardır.

THE COUNSELOR (2013): Bardem-Cruz çiftinin ortak sahnelerinin olmadığı, ikisinin de yardımcı rollerde takıldıkları filmdi The Counselor. Usta yazar Cormac McCarthy’nin senaryosunu yazdığı (yazarın daha önce senaryo yazmadığını belirteyim) filmi Ridley Scott yönetmişti. 2013’ün en merak edilen filmlerindendi. Ama gösterime girer girmez çok kötü eleştiriler alıp gişede iki seksen yatmıştı, kadrosunda Michael Fassbender, Bardem-Cruz çifti, Brad Pitt ve Cameron Diaz olmasına rağmen. Film açgözlü bir avukatın (Fassbender) günahlarının bedelini ödemesini konu alıyordu. Cruz avukatın masum nişanlısı Laura’yı, Bardem ise avukata önerilerde bulunan, Diaz’ın oynadığı Malkina’yla ilişkisi olan Reiner’ı oynamıştı. Yukarıda belirttiğim gibi çiftin ortak sahneleri yoktu. Bu arada bazı eleştirmenlerin filmin epey iyi olduğunu yazdıklarını da belirtmek gerek. Bana göreyse epey kötüydü. Eli kanlı mafya liderlerinin edebiyat parçalamalarını hazmetmek zordu. Yalnız Pitt’in oynadığı Westray’in avukata “Eğer adımlarını dikkatli atmazsan senin boğazına demir bir halkayı takıp seni boğarak öldürürler. O halka boynuna girdi mi çıkmaz,” dedikten sonra finalde bu şekilde ölmesi bir yerde eğlenceliydi. Bardem-Cruz ikilisinin iyi oynadıklarını ama karakterleri derinleşmediği için bu performanslarının akılda kalıcı olmadığını (fakat Bardem’in saçlarını unutmak zor) belirtmeden geçmeyeyim.

VICKY CRISTINA BARCELONA (2008): Woody Allen, New York âşığı bir sinemacı. Ama 2000’lerde ABD’de film yapmak maliyet açısından onu zorlayınca Avrupa’ya açılmaya karar vermişti. Bilindiği üzere Roma’da ve Paris’te filmler yapmıştı. İspanya’daysa Vicky Cristina Barcelona filmini yapmıştı. Başrolü Scarlett Johansson’ın üstlendiği film, Cristina’nın İspanya’daki maceralarına odaklanıyordu. Bardem, Cristina’nın gönlünü çelen karizmatik İspanyol Juan Antonio’yu oynamıştı. Cruz ise Juan Antonio’nun sinirli eşi Maria Elena rolünde karşımıza çıkmıştı. Film genelde beğenilmişti. Cruz’a en iyi yardımcı aktris dalında Oscar, Bardem’e ise Altın Küre’den komedi/müzikal dalında en iyi aktör adaylığını getirdiğini de ekleyeyim. Bardem de, Cruz da iyi oynamışlardı. İkili aşağıda andığımız Carne tremula filminden 11 yıl sonra ilk kez beraber bir filmde rol almışlardı.

CARNE TREMULA/LIVE FLESH (1997): Cruz usta yönetmen Pedro Almodovar’ın favori oyuncularından. Yönetmen fırsat buldukça aktrisle çalışıyor, ikilinin filmleri her zaman iyi olmasa da bu filmlerde Cruz’u izlemek her daim keyifli oluyor. Bardem ise Almodovar’la çok sık çalışmadı. Bu üç sinemacıysa beraber sadece Carne tremula/Live Flesh filminde çalıştılar. Filmin başrolünü Bardem üstlenmişti. Bardem filmin başında Elena’yla (Francesca Neri) tartışırken Elena’nın âşığı Victor tarafından vurulan, daha sonra sakat kalan eski polis-yeni basketbolcu David’i oynamıştı. Film, David-Elena-Victor’dan oluşan aşk üçgenine odaklanıyor. Elena vicdan azabından ötürü David’le evlenir ama Victor’u da unutmaz, Victor hapisten çıkınca olaylar gelişir. İspanya’nın Franco dönemini ve sonrasını iyi yansıtan Live Flesh, Almodovar’ın kaliteli filmlerinden. Bardem epey iyi oynamıştı. Cruz ise fazla gözükmüyordu. Yanlış hatırlamıyorsam aktrisi sadece filmin başlangıç sahnesinde görüyorduk. Çiftin ortak sahneleri yoktu.

El Amor…

MAS QUE AMOR FRENESI (1996) ve EL AMOR PERJUDICA SERIAMENTE LA SALUD (1996): Carne tremula‘dan bir yıl evvel Bardem-Cruz ikilisi iki filmde daha oynamışlardı. İlki El amor perjudica seriamente la salud, diğer adıyla Love Can Seriously Damage Your Health. Komedi türündeki filmde Cruz, Diana adlı karakteri oynar. 1960’larda Diana otelde çalışan Santi’yle lüks bir odada buluşur, beraber takılan Diana’yla Santi’nin yolları bu buluşmadan sonra ayrılır. Ama film otuz yıl boyunca bu iki karakterin birbirlerine farklı yerlerde rastlamalarını anlatmaya devam eder. Cruz, Diana’nın gençliğini oynar, rolü daha sonra Ana Belen oynar. Bardem’se küçük bir rolde karşımıza çıkar. Cruz’la ortak sahnesi yoktu. Diğer filmse Mas que amor frenesi, diğer adıyla Not Love, Just Frenzy. Bu filmde de ikisinin ortak sahnelerinin olmamasının yanı sıra iki oyuncu da filmde sadece cameo yapıyorlardı, yani çok kısa bir süre görünüyorlardı.

JAMON JAMON (1992): Bardem-Cruz ikilisi, Almodovar’ın filminde rol almadan beş yıl evvel Bigas Luna’nın yönettiği Jamon Jamon filminde oynamışlardı. 2013’te 67 yaşındayken vefat eden senarist-yönetmen Luna, Bardem’le sıkça çalışmıştı. Beraber Jamon Jamon‘un yanı sıra Les edades de Lulu (Live Flesh‘in başrollerinden Francesca Neri bu filmde de oynamıştı), Huevos de oro (Benicio del Toro da filmde oynamıştı), La teta y la luna filmlerinde de çalışmışlardı. Luna, Cruz’u ise Jamon Jamon‘dan sonra sadece Volaverunt filminde yönetmişti. Bardem-Cruz-Luna üçlüsünü buluşturan tek film Jamon Jamon (aynı zamanda Cruz-Bardem ikilisinin de aynı sahneleri paylaştıkları ilk film). Romantik komedi türündeki film iç çamaşırı üreten bir fabrikada çalışan Sylvia’nın orayı yöneten Jose Luis’den hamile kalmasını konu alıyor. Jose Luis, Sylvia’ya onunla evleneceğine dair söz verir, ama fabrikanın sahibi olan ebeveynleri bu ilişkiyi kız işçi sınıfından olduğu için onaylamazlar. Ebeveynleri boğa güreşçisi Raul’u işe alıp Sylvia’yı baştan çıkarmakla görevlendirirler. Film ortalamaydı. Fakat genç Bardem (Raul’u oynadı) ve Cruz (Sylvia) için izlenebilir. 1993’te Luna, Bardem, Cruz’un Goya Ödülleri’ne aday gösterildiklerini belirteyim. 1992’deyse Luna’ya Venedik Film Festivali’nden Gümüş Aslan ödülünü getirmişti bu film.

KARAYİP KORSANLARI (2011-2017): Bu filmi de eklemek gerek. Karayip Korsanları serisinin dördüncü filminde Cruz, Jack Sparrow’un sevgilisi Angelica rolünde karşımıza çıkmıştı. Filmi yöneten Rob Marshall daha önce Cruz’la Nine filminde de çalışmıştı. Serinin beşinci filmindeyse Bardem’i izlemiştik. Aktör, Sparrow’un düşmanı, onu öldürmek isteyen Kaptan Salazar’a hayat vermişti. Dördüncü film serinin en kötü eleştirilerini almıştı, beşinci filmse dördüncü kadar kötü bulunmadı, ama gene de başarılı bulunmamıştı.

Kategoriler
haber

Direnişteyken: Son Bir Ayın Fragmanları…

Yayına ara verdiğimiz bir ayda yayınlanan önemli fragmanları bir araya toparladık.

GETAWAY: Ethan Hawke ile Selena Gomez’i biraraya getiren aksiyon yüklü “Getaway”den ilk fragman yayınlandı. “Getaway” karısının kaçırılmasının ardından karısını kurtarmaya çalışan ama kaçıranın isteklerini yapmaktan başka da çaresi olmayan bir adamın aksiyon dolu günlerini anlatacak. Gomez ise onu soymaya çalışırken bunu beceremeyen ve onun maceralarına ortak olmak zorunda kalan genç bir hacker’ı canlandırdı. Film ABD’de 30 ağustosta gösterilecek.

PARANOIA: Robert Luketic’in yönettiği “Paranoia” yetenekli oyuncuları biraraya getirdi. Harrison Ford, Liam Hemsworth, Josh Holloway, Lucas Till, Gary Oldman ve Amber Heard filmin başrollerini üstlendiler. Gerilim türündeki film, iki şirket/CEO arasındaki rekabete odaklanıyor. Film için “Senenin The Departed’ı” demek mümkün. Zira benzer bir hikaye anlatmakta.

RUNNER RUNNER: Justin Timbarlake, Ben Affleck, Gemma Arterton ve Anthony Meckie’nin başrollerini üstlendiği “Runner Runner” senenin kumar/poker filmlerinden. Brad Furman’ın yönettiği film, pokerde pek iddialı olan bir adamla zengin bir herifin yollarının kesişmesinden sonra (her zamanki gibi) işlerin ters gitmesi ile bu pokerde iddialı olan adamın hayatını kurtarmaya çalışmasını anlatıyor. Film ABD’de 27 eylülde gösterime girecek.

PRISONERS: Dennis Villeneuve’ün polisiye-gerilim filmi “Prisoners”tan iki fragman nete düştü. “Prisoners”ın başrollerini Jake Gyllenhaal ile Hugh Jackman üstlenmekteler. Onlara Paul Dano, Maria Bello, Terrence Howard, Viola Davis, Melissa Leo eşlik ediyorlar. 20 eylüle yetiştirilmeye çalışılan film, kızı kaçırılmış bir babanın kızını bulma çabalarını anlatacak.

THE FAMILY: Robert De Niro, Michelle Pfeiffer ve Tommy Lee Jones’un başrollerini, Luc Besson’ın senaristlik-yapımcılık-yönetmenliği, Martin Scorsese’nin yürütücü yapımcılığını üstlendiği aksiyon-komedi karışımı “The Family”den (eski adı “Malavita”) ilk fragman nete düştü. “The Family”, New York’lu bir mafya ailesinin FBI’nın tanık koruma programı kapsamında Normandiya’ya yerleştikten sonra buraya uyum sağlamaya çalışmalarını komik bir üslupla anlatıyor. Fragmanından senenin en kötüleri arasına rahatlıkla girebileceğini hissettiren “The Family”, 20 eylülde gösterime girecek.

THE KILLING SEASON: Robert De Niro’lu “The Killing Season”ın da fragmanı nete düştü. “When In Rome”, “Ghostrider”, “Daredevil” gibi her biri diğerinden kötü filmlere imzasını atmış olan pek de gelecek vaat etmeyen Mark Steven Johnson’ın yönettiği filmde De Niro’ya John Travolta, Elizabeth Olin ve Milo Ventimiglia eşlik ettiler. Küçük bir bütçeyle ve sadece dört oyuncuyla kotarılan film 12 temmuzda kablolu kanallarda yayınlanacak.  Ne yazık ki bu filmin de çok kötü göründüğünü söylemeden edemeyeceğim. Film Sırbistanlı bir adamın Amerikalı eski bir askerden (De Niro) intikam almaya çalışmasını anlatıyor. Genelde de De Niro ile Travolta arasındaki teke tek mücadeleye odaklanıyor.

BLUE JASMINE: Woody Allen yeni romantik-komedisi ile bu yaz karşımıza çıkacak ve her zamanki gibi ünlü ve etkileyici oyuncuları filmine doldurmuş. Cate Blanchett, Alec Baldwin (yönetmenle üçüncü çalışması), Michael Stuhlbarg, Peter Sarsgaard, Louis C.K., Sally Hawkins (yönetmenle ikinci çalışması) gibi oyuncular filmde rol aldılar. “Blue Jasmine”, Allen’ın New York’a dönüş yaptığı filmi. Lakin New York’tan çok San Fransisco’da geçiyor film ve iflas etmiş, borca gömülmüş bir ev hanımının yaşadığı krizleri anlatıyor.

FILTH: James McAvoy her türlü sapıklığı içinde barındıran, sorunlarla dolu bir polise hayat verdiği “Filth” bu yaz gösterime girecek. Filmden ikinci fragman da nete düştü. McAvoy’a Imogen Poots, Jim Broadbent, Jamie Bell ve Eddie Marsan gibi İngiliz sinemasının tanıdık yüzleri eşlik ettiler. Film, Irvine Welsh’in aynı adlı romanından uyarlandı.

THE HOBBIT: THE DESOLATION OF SMAUG: Peter Jackson’ın kotardığı Hobbit üçlemesi yoluna ikinci filmle devam ediyor. Gösterimine altı ay kala ikinci Hobbit filminin ilk fragmanı nete düştü. Bilbo Bagins ve arkadaşlarının önce Elflerle ilişkileri ve daha sonra ejderha Smaug ile mücadelelerini anlatacak ikinci film. Bu bölümde ilk kez karşımıza çıkacak oyunculara da fragmanda yer verilmiş. Luke Evans, Stephen Fry, Lee Pace ve Evangeline Lilly’i görüyoruz aksiyona odaklanmış fragmanda. Daha fazla uzatmayalım ve iki dakikalık fragmanla sizi baş başa bırakalım. Gösterim tarihi 13 aralık.

DIANA: Olivier Hirschbiegel’in yönettiği, Naomi Watts ile Naveen Andrews’un başrollerini üstlendikleri biofilm “Diana”dan ilk fragman nete düştü. “Diana” adından da anlaşılacağı üzere Prenses Diana’nın Dr. Hasnat Kahn ile ilişkisine odaklanıyor.

SNOWPIERCER: Çoğu sekansı bir trende geçen “Snowpiercer”ı Güney Koreli usta yönetmen Bong Joon-Ho yönetti. Film, yönetmenin ilk İngilizce filmi. Kadro da epey sağlam. Başroller Tilda Swinton, Jamie Bell, John Hurt, Octavia Spencer, Alison Pill, Ed Harris, Kang-ho Song ve Ko Asung’a teslim edilmişti.”Snowpiercer” distopik bir gelecekte bir trene hapsolmuş insanlar arasındaki mücadeleleri anlatıyor.

300: RISE OF AN EMPIRE: Zack Snyder’ın kotardığı “300”, efektleri ve hikayeyi anlatma tarzıyla dikkatleri çekmiş, övgüleri toplamıştı. Biraz geç de olsa “300”ün devamı çekildi. Ama Snyder “Man of Steel” ile meşgul olduğundan filme sadece yardımcı senarist ve yapımcı kimlikleriyle katkıda bulundu, yönetmenliği Noam Murro’ya teslim etti. Frank Miller’ın “Xerxes” adlı çizgi-romanından uyarlanan filmde Xerxes ile “300”de vefat eden kralın eşi Gorgo’nun mücadelesi anlatılacak. Önceki filmde rol alan Lena Headey de filmde rol almış. Başroller ise Eva Green ve Rodrigo Santoro’ya teslim edilmişti.

ELYSIUM: Zaman hızla geçiyor ve Neill Blomkamp’ın yeni bilim-kurgu filmi “Elysium”ın gösterim tarihi yaklaşıyor. Matt Damon, Jodie Foster, Sharlto Copley ve Alicia Braga’lı “Elysium”dan ikinci fragman da bu vesileyle yayınlandı. Aksiyon dolu ilk fragmandan sonra bu kez epey uzun (3:17) ve ayrıntılı bir fragman yayınlandı. “Elysium” ağustos ayında gösterime girecek.

THE WOLF OF WALL STREET: Martin Scorsese’nin yönetmenliğini, Leonardo DiCaprio’nun başrolünü üstlendiği komedi-dram filmi “The Wolf of Wall Street”in de ilk fragmanı yayınlandı. Jordan Belfort’ın gerçek hayatından uyarlanan filmde ayrıca Jonah Hill, Matthew McConaughey, Jean Dujardin, Rob Reiner, Spike Jonze, Margot Robbie ve Kyle Chandler gibi ünlü isimler DiCaprio’ya eşlik ettiler.

THE SPECTACULAR NOW: Bu sene Sundance’te ilk gösterimini yaptıktan sonra başrol oyuncularına ödül kazandırtan “The Spectacular Now”ın fragmanı yayınlandı. Yükselişe geçen yönetmen James Ponsoldt’ın yönettiği, 500 Days of Summer’ın senaristlerinin kaleme aldığı, Shailene Woodley, Brie Larson, Kyle Chandler, Jennifer Jason Leigh ve yönetmenle ikinci kez çalışan Elizabeth Winstead’ın rol aldığı film lisede okuyan Sutter’ın mahallesine taşınan Aimee ile ilişkisi üzerinden gençlik, aşk, aile, okul gibi temalara değiniyor. Epey olumlu eleştiriler alan film ABD’de ağustosta gösterilecek.

DRINKING BUDDIES: Olivia Wilde, Anna Kendrick, Jake Johnson ve Ron Livingston’ı biraraya getiren “Drinking Buddies” aşağıdaki fragmandan da anlaşılacağı üzere bir aşk dörtgeni üzerinden aşka ve arkadaşlığa odaklanıyor. Bildiğin sıradan bir aşk filmi işte. Herkesin birbirine aşık olduğu filmlerinden… Hala merak eden varsa film ağustosta ABD’de gösterime girecek.

THE COUNSELOR: Ridley Scott’ın tekrar şahane bir kadroyla kotardığı “The Counselor”dan teaser yayınlandı. Sırayla bütün başrol oyuncularını gördüğümüz teaser şahsen bizleri heyecanlandırdı. Scott “American Gangster”dan sonra tekrar mafyaya el atıyor ve bir avukatın bu mafyadan yakasını kurtarmaya çalışmasını anlatıyor. Senaryoyu usta yazar Cormac McCarthy kaleme aldı.

THANKS FOR SHARING: Çekimleri iki sene önce tamamlanmış olmasına rağmen ancak gösterime girebilecek olan “Thanks for Sharing”ten ilk fragman yayınlandı. Seks bağımlılığı üzerinden bireylerin birbirleriyle ilişkilerine odaklanan film karışık eleştiriler almıştı ilk gösterimini gerçekleştirdiğinde. Filmin başrollerini Mark Ruffalo, Tim Robins, Gwyneth Paltrow ve Pink üstlenmişti.

BREATH IN: Bu yıl Sundance’te yarışan “Breath In” senarist-yönetmen Drake Doremus’ı biraz daha ünlendirdi. Doremus festival sonunda herhangi bir ödüle uzanamasa da olumlu eleştiriler aldığını söyleyebiliriz. Yönetmen tıpkı önceki filmi “Like Crazy”de olduğu gibi aşkın bireyde yarattığı tahribata ve ilişkilere odaklanıyor. Megan ile evli olan müzisyen/müzik hocası Keith bir gün genç ve güzel ve aynı zamanda öğrenci olan Sophie ile karşılaşır ve bu genç kadına aşık olmaktan ve onunla bir ilişkiye başlamaktan kendisini alamaz, olaylar gelişir. Film İngiltere’de 19 temmuzda gösterime girecek.

THERESE: Geçtiğimiz senenin Cannes Film Festivali’nde gösterilen ama o günden sonra bir türlü vizyona girmeyen “Thérése” nihayet 12 temmuzda ülkemizde gösterime girebilecek. Gösterim tarihi yaklaşırken filmden ikinci fragman yayınlandı. “Thérése” 1920’lerde yaşayan Thérése adlı ev hanımının trajediye doğru hızla sürüklenen hayatını anlatıyor. Film ne yazık ki usta yönetmen Claude Miller’ın son filmi. Miller filmi tamamladıktan kısa bir süre sonra vefat etmişti.

LES SALAUDS: Fransız aktris-senarist-yönetmen Claire Denis geçtiğimiz ay kariyerinin 12. uzun metrajlı filmi “Les Salauds” (The Bastards) ile Cannes Film Festivali’nde yarışmıştı. Aksiyon-gerilim türündeki film bir intikam hikayesi anlatıyor. Playlist filmi “Taken’ın arthouse versiyonu” şeklinde tanımlamış. Başrolleri Vincent Lindon, Chiara Mastroianni ve Lola Creton üstlenmişlerdi. “Les Salauds” Fransa’da 7 ağustosta gösterime girecek.

AFTERNOON DELIGHT: Jill Soloway’in yönettiği “Afternoon Delight” bu sene Sundance’ten yönetmen ödülüyle dönmüştü. Juno Temple, Kathryn Hahn ve Josh Radner’ı biraraya getiren bu komedi-dram filmi, bir eş/annenin (Hahn) bir striptizci (Temple) ile arkadaşlık kurup hayatını değiştirmeye çalışmasını anlatıyor. Olumlu eleştiriler alan bu bağımsız film kısıtlı bir dağıtımla 30 ağustosta ABD’de gösterime girecek.

INSIDE LLEWYN DAVIS: Coen Kardeşlere Cannes Film Festivali’nden yönetmen ödülünü kazandıran “Inside Llewyn Davis” aralık ayında gösterime girecek. Filmi hatırlatmak amacıyla bir fragman daha yayınlandı. Oscar Isaac, Carey Mulligan, John Goodman, Justin Timbarlake, F. Murray Abraham gibi kaliteli bir oyuncu kadrosuna sahip olan “Inside Llewyn Davis” için eleştirmenler “Coenlerin en iyi üç filmi arasına rahatlıkla girebilir” görüşünce birleşmekteler.

Kategoriler
haber

Angelina Jolie Çıktı, Cameron Diaz Girdi: The Counselor

Angelina Jolie, Ridley Scott’ın yeni filminde küçük bir rolde de olsa oynamak istiyordu. Hatta geride bıraktığımız haftalarda filme dahil olduğu söylenmişti. Fakat Maleficent’ın çekimleri ile The Counselor’ın çekimlerinin aynı zamana denk gelmesi yüzünden Jolie, The Counselor’ın kadrosundan ayrılmak zorunda kaldı. Ridley Scott da onun rolünü Cameron Diaz’a teslim etti. Filmde Michael Fassbender, Javier Bardem, Penelope Cruz ve Brad Pitt’in rol alacağı kesinleşmişti. Çekimler haziran ayında başlayacak.

Kategoriler
haber

The Counselor’da Natalie Portman Yerini Penelope Cruz’a Bıraktı

Natalie Portman şu sıralar Lawless’ın çekimlerine devam ediyor. Bu filmden hemen sonra Knight of Cups ve Thor 2’nin çekimlerine başlayacak. Bu üç filmden ötürü Portman, Ridley Scott’tan gelen teklifi reddetti.

Scott, Portman’dan sonra Penelope Cruz’a teklif götürdü. Cruz filmde Michael Fassbender’ın canlandıracağı karakterin nişanlısını oynayacak. Böylelikle Brad Pitt-Angelina Jolie çiftinden sonra Javier Bardem-Penelope Cruz çifti de The Counselor’daki yerlerini aldılar.

Filmin çekimlerine haziran ayında başlanacak.

Kategoriler
haber

Ridley Scott, Angelina Jolie’nin Peşinde

Scott yeni filmi için görkemli bir kadro hazırlamaya devam ediyor. The Counselor adlı filmi için Michael Fassbender, Javier Bardem, Jeremy Renner, Natalie Portman, Brad Pitt ile “sözde” anlaşan Scott bu kez de Angelina Jolie’yi ikna etmeye çalışıyor.

Hemen belirtelim ki Pitt, Cooper ve Jolie’nin rolleri kısa olacak. Yani bu üç oyuncuyu filmde çok fazla göremeyeceğiz. Gene de Scott küçük roller için büyük oyuncularla anlaşmaya devam ediyor. Jolie’nin filmde yer alıp almayacağı henüz bilinmiyor. Eğer Jolie rolü kabul ederse eşi Pitt’le birlikte Mr. & Mrs. Smith’ten sonra ilk kez aynı filmde rol almış olacak.

Scott’ın yeni filmi mafyanın ortasına düşen bir avukatın bu suç örgütünden sıyrılıp hayatını kurtarmaya çalışmasını anlatacak. Filmin çekimleri gelecek ay başlayacak. Son olarak belirtelim ki oyunculara henüz sözleşmeler imzalatılmadı. Dolayısıyla Portman ve Renner çekim takvimlerini ayarlayamazlarsa onları filmde göremeyebiliriz.

Kategoriler
haber

Fernando Meirelles de Michael Fassbender’ın Peşinde

Michael Fassbender sanıyorum son bir kaç yılın en çok peşinde koşulan adamı. Ridley Scott’la ikinci kez çalışmaya hazırlanan aktöre Darren Aronofsky (Noah için), Steve McQueen (12 Years A Slave için), Danny Boyle (Trance için), Jose Padilha (Robocop için), Daniel Espinosa (The Outsider için), Rupert Wyatt (Londongrad için), Jim Jarmusch (Only Lovers Left Alive için), Gerardo Naranjo (The Mountain Between Us için), Tomas Alfredson (Tinker, Tailor, Soldier, Spy 2 için) gibi yönetmenlerden teklifler geldi. Kısacası yeteneğiyle kısa zamanda bir sürü yönetmeni ve yapımcıyı peşine takmayı başarmıştı. Bu yönetmenlere Fernando Meirelles de dahil oldu.

2002 yılında çektiği Cidade de Deus ile olay yaratan ve kapağı hemen Hollywood’a atan Fernando Meirelles ne yazık ki çektiği her filmiyle Cidade de Deus’taki başarısından hızla uzaklaşıyor. En son Jude Law, Anthony Hopkins ve Rachel Weisz’lı 360’ı çeken ve bu filmle pek de olumlu eleştiri toplayamayan Meirelles, ses getirecek bir projeye imza atmak istiyor. “Nemesis” (Onassis diye de geçiyor) adını verdiği projesini Peter Evan’ın “Nemesis: The True Story of Aristotle Onassis, Jackie O, and the Love Triangle That Brought Down the Kennedys” adlı kitabından uyarlayacak. Filmin senaryosunu Cidade de Deus’da çalıştığı Braulio Mantovani’ye emanet etti. Film Robert Kennedy’nin suikastini anlatacak. Meirelles, Kennedy rolünü Fassbender’a teklif etmeyi planlıyor. Filmin çekimlerinin bu sene yapılacağı açıklandı. Ne yazık ki Fassbender’ın bu seneki çekim takvimi dolmuş sayılır. Fassbender gelecek aydan itibaren The Counselor’ı, ardından da 12 Years A Slave’i çekecek. Irish Myths, The Mountain Between Us gibi projelerini de bir aksilik çıkmazsa bu sene çekmeyi planlıyor. Yani Meirelles, Fassbender’ı istiyorsa kışın sonlarına kadar beklemek zorunda.

Kategoriler
haber

Ridley Scott ile Brad Pitt Yıllar Sonra Aynı Sette

Ridley Scott en önemli filmleri arasında gösterilen Thelma & Louise’de yavaş yavaş ünlenen Brad Pitt’e küçük ama etkili bir rol vermişti. Kariyerinin zirvesinde olan Pitt, Scott ile on bir yıl aradan sonra tekrar çalışacağı açıklandı. Scott’ın yeni filmi The Counselor. Filmde Michael Fassbender, Natalie Portman, Javier Bardem ve Jeremy Renner rol alacaklar. Film suç dünyasına adımını atan bir avukatın bu suç dünyasından kurtulmayı çalışmasını anlatacak. Filmin senaryosunu yazar Cormac McCarthy aynı adlı romanını temel alarak yazdı. Scott bir süredir bu filmi için Brad Pitt’i ikna etmeye çalışıyordu. Yalnız hemen belirtelim ne yazık ki Pitt’in rolü tekrar küçük olacak. Yani Pitt’i filmde çok göremeyeceğiz. Filmin çekimleri mayıs ayında başlayacak.

Kategoriler
haber

The Counselor’ın Kadrosu Genişliyor

Ridley Scott’ın iki ay içinde çekimlerine başlayacağı, Cormac McCarthy’nin aynı adlı romanından perdeye taşınacak olan ve Michael Fassbender’ın başrolü üstlendiği The Counselor’dan beklediğimiz haberler gelmeye devam ediyor. Daha önce yaptığımız haberlerde Scott’ın Javier Bardem, Brad Pitt ve Jeremy Renner’e teklif götürdüğünü belirtmiştik. Bardem ve Renner gelen teklifi kabul ettiler.

Scott ayrıca Prometheus filminde çalışmak istediği ama çalışamadığı Natalie Portman’ı da ikna etmeyi başardı. Böylelikle Scott yeni filmi için deyim yerindeyse rüya gibi bir kadro oluşturmayı başardı. Filmde Fassbender suça bulaşan bir avukatı, Portman onun nişanlısını, Renner ve Bardem ise uyuşturucu kartelinin adamlarını canlandıracaklar.

Fassbender 12 Years A Slave, Outsiders, Irish Myths’ta; Portman Knight of Cups, Lawless ve Thor 2’de rol alacak. İki oyuncunun da çekim takvimlerinin dolduğunu söylemek mümkün.

Kategoriler
haber

Pitt, Bardem, Fassbender ve Renner Aynı Filmde Rol Alabilirler

Daha önce Ridley Scott’ın yeni projesinden bahsetmiştik. Kısaca değinirsek… Scott, Cormac McCarthy’nin The Counselor romanını perdeye taşımaya karar verdiğini açıklamıştı. Suç dünyasına karışan ve suça karıştıktan sonra canını kurtarmaya çalışan avukat rolü için Fassbender’a teklif götürmüş, oyuncu da teklifi kabul etmişti. Ardından filmin çekimlerine bu mayıs ayında başlanacağı bilgisi geldi. Bugün de filmin diğer oyuncuların belli olduğu haberi geldi. Scott yeni filmi için muhteşem bir kadro yapmayı başardı başaracak.

Brad Pitt, Javier Bardem ve Jeremy Renner’ın Fassbender’a eşlik edecekleri söyleniyor. Hemen belirtelim ki henüz Fassbender dışında hiçbir oyuncuya sözleşme imzalatılmadı. Yani önümüzdeki günlerde Pitt’in veya diğerlerinin filmde rol almayabileceği haberleri gelebilir. Pitt’in teklifi kabul etmesi halinde filmin kötü kahramanı olabileceği söyleniyor. Ayrıca filmin No Country for Old Men’e benzeyebileceği dile getirildi.

Kategoriler
haber

Fassbender ile Ridley Scott Tekrar Çalışabilirler

Michael Fassbender son haftalarda iki projesini yitirdi. Bu sene Steve McQueen’le üçüncü kez çalışacağı 12 Years A Slave’den ötürü takvimi dolan Fassbender, Darren Aronofsky’nin epik filmi Noah’tan ve Jose Padilha’nın yeniden çevrimi RoboCop’tan ayrılmak zorunda kaldı. Şimdi geriye gelecek sene çekimlerine başlayacağı At Swim-Two-Birds’ten başka projesi kalmadı. O yüzden gelen teklifleri değerlendirmeye devam ediyor.

Prometheus filminde Ridley Scott’la çalışan Fassbender ünlü yönetmenle yeniden aynı filmde yer alabilir. Scott,  No Country for Old Men, The Road gibi romanların yazarı Cormac McCarthy’nin The Counselor adlı romanını sinemaya taşımak için hazırlıklara başladı. Filmin senaryosunu McCarthy yazdı. Bir değişiklik olmadığı takdirde Scott’ın sıradaki projesi The Counselor olacak. Scott filmin başrolü için Fassbender’la iletişime geçti. Aktörün projede yer alıp almayacağı henüz netlik kazanmadı.