Kategoriler
haber

Annapurna Pictures, Allison Mack ve Harvey Weinstein’le İlgili Yeni Yapımlar Hazırlıyor

Hollywood olayları sıcağı sıcağına filmleştiren/dizileştiren/belgeselleştiren bir sektör. Ne zaman çok konuşulan bir olay ortaya çıksa film projeleri de ışık hızıyla onaylanıp bu olayların ekmeği anında yenmeye çalışılıyor. Annapurna Pictures, Allison Mack ve Harvey Weinstein‘le ilgili yeni yapımlar hazırlayacağını duyurdu ama özellikle Weinstein konusunda tepki gecikmedi. Önce projeyi irdeleyelim. Annapurna ortağı Plan B‘yle (Brad Pitt’in şirketi) birlikte bir film hazırlayacak. Film, Weinstein’in çöküşünü hızlandıran, onun tacizci olduğunu ortaya çıkaran gazeteciler Jodi Kantor’la Megan Twohey’nin haberlerinden uyarlanacak. Haber bu ay Pulitzer Ödülü’nü kazanmıştı. İsimsiz film, The Post benzeri bir film olup gazetecileri merkeze koyacak. Henüz senarist-yönetmen ve oyuncu kadrosu belirlenmedi.

Dönelim tepkilere. The Weinstein Company iflas ettiği için Weinstein’in taciz ettiği kadınların tazminat alamayacakları, ama filmin Weinstein üzerinden para kazanabileceği belirtilmiş, paranın Time’s Up hareketine bağışlanacağı açıklanmadığı için projeye tepki gösterildi ama tepkiler tek tük, henüz büyümedi. Annapurna aktris Mack’le ilgili fırsatı da kaçırmadı. Smallville dizisiyle ünlenen Mack’in seks tarikatının 2. yöneticisi olduğu, sadece kadınların dahil olduğu bu tarikatta kadınların köleleştirildiği, onlara şiddet uygulandığı ortaya çıkmıştı. Mack beş milyon dolar kefaletle serbest bırakıldı ama davası bitene dek elektronik kelepçeyle izlenecek ve evinden dışarı çıkamayacak. Annapurna bu olayları dizileştireceğini açıkladı. Westworld dizisinde rol alan Shannon Woodward dizinin yürütücü yapımcılığını üstlenecek. Bunun da oyuncu kadrosu belirlenmedi.

Kategoriler
haber

The Weinstein Company İflas Etti, Yeni Film ve Dizilerinin Geleceği Belirsiz

Harvey ve Bob Weinstein kardeşlerin kurdukları, özellikle ödül sezonunda yıllarca adından söz ettiren The Weinstein Company‘nin mali durumu son birkaç yılda kötüleşmişti. Her yıl borçları daha da artan, filmleri de gişede batan TWC’ye ölümcül darbeyi Harvey Weinstein’ın taciz-tecavüz skandalları vurdu. Ekim ayında Weinstein’ın kirli çamaşırları ortalığa serilince Bob kardeşi Harvey’i şirketten kovup şirketi rayına oturtmaya çalıştı ama başaramadı. 400 milyon dolardan fazla borcu olan şirketi başkalarına satmaya çalıştı Bob ama açılan kamu davasıyla bunun önüne geçildi. Geriye de iflası açıklamaktan başka bir seçenek kalmadı. Bu hafta TWC iflas ettiğini duyurdu. Bundan sonrası mahkemeye kaldı. TWC’nin sahip olduğu her şey satılıp alacaklılara dağıtılacak. Bir yandan iflas süreci devam ederken diğer yandan Harvey’nin taciz/tecavüz soruşturmaları da devam ediyor. Pek çok kişi, Harvey’i mahkemeye vermişti. Lakin bu iflas açıklaması, kurbanların aleyhine olmuş deniyor. Zira davaları kazansalar bile şirket iflas ettiği ve öncül alacaklılar bankalar olduğu için Harvey’nin taciz ettiği kadınlar paralarını şirketten alamayabilirler.

Gelelim TWC’nin film ve dizilerine. Şirketin borçları Everest’i aşmış olmasına rağmen TWC halen yeni yapımlara imzasını atıyor, eskisi kadar olmasa da ödül sezonunda varlığını koruyabiliyordu. Geçen yıl çektirip ödül sezonu için beklettiği, Benedict Cumberbatch-Michael Shannon-Tom Holland-Nicholas Hoult’lı dönem filmi The Current War kötü eleştiriler alınca Oscar kampanyasından vazgeçilmiş, bu yıla ertelenmişti. Ama TWC’nin iflasıyla The Current War‘un geleceği belirsiz hâle geldi. Belki mahkeme sırasında hakları başka bir stüdyoya satılırsa filmi izleyebiliriz. TWC’nin araftaki diğer filmiyse Robert De Niro ve Christopher Walken’li komedi filmi The War with Grandpa. Bu filmin de geleceği belirsiz. Lakin TWC paraya ihtiyacı olduğu için filmi yapımcılarına 2.5 milyon dolara satmıştı. Dağıtımcı bulunursa film vizyona girebilir. TWC’nin Mark Wahlberg’li dizi uyarlaması The Six Billion Dollar Man‘in haklarınıysa Warner Bros. 7.2 milyon dolara satın almıştı. Bu filmin çekimlerine yakın zamanda başlanacak. Keza Rooney Mara ve Joaquin Phoenix’li Mary Magdalene‘in de hakları Focus’a satılmış, film bu ay vizyona çıkarılmıştı. Hakları satılmayan, şu an arafta olan diğer filmse The Intouchables‘ın yeniden çevrimi olan The Upside. Bryan Cranston, Kevin Hart ve Nicole Kidman’lı filmin vizyona girip giremeyeceği belli değil.

David O. Russell’ın Robert De Niro ve Julianne Moore’lu isimsiz mafya dizisi de skandal nedeniyle Amazon tarafından iptal edilmişti. Russell iki sezon-on altı bölümden oluşan bu diziyi 2017 sonbaharında çekmek istemiş ama hem skandal nedeniyle, hem de çekim öncesinde diziye çok para harcandığı için dizi iptal edilmişti. Gelelim korku filmi Polaroid‘e. Düşük bütçeli film, Bob Weinstein’ın Dimension Films etiketiyle vizyona çıkarılacaktı ama olmadı. Bu filmin de geleceği belirsiz durumda. MTV’nin Scream dizisinin üçüncü sezonu tamamlanmış, ikinci sezonun üstünden bir yıldan uzun bir süre geçmiş ama yeni sezonun yayın tarihi halen belli değil. İflas nedeniyle dizi yakın zamanda dönmeyebilir. Hotel Mumbai‘ye gelelim. Dev Patel’le Armie Hammer’ın başrollerini üstlendikleri, 2008’de Hindistan’daki Mumbai Saldırıları’nı konu alan bu filmin de vizyon tarihi belirsiz. TWC’nin programı The Project Runaway ise yeni sezonuyla devam edecekmiş. TWC’de durum böyle. Bakalım son filmlerini yıl içinde izleyebilecek miyiz.

Kategoriler
haber

Lionsgate Satılabilir, DC’nin Geleceği Tehlikede, TWC İflas Bayrağını Çekti, Comcast Sky’ı İstiyor

Lionsgate‘ten başlayalım. En son Starz kanalını 4.4 milyar dolara satın alan Lionsgate stüdyosunun sahipleri stüdyoyu satmayı düşünüyorlar. CEO Jon Feltheimer stüdyonun film ve TV departmanlarının satılabileceğini belirtmiş. Lionsgate daha önce satış için sadece Artisan, Summit Entertainment ve Starz’la görüşmüş ama hiçbiriyle anlaşma sağlanamamıştı. Şimdiyse durum farklıymış. Artık isteyen herkese Lionsgate’in kapısı açıkmış. R. Murdoch’ın “Fox‘ı sadece Disney’e satarım” düşüncesi Lionsgate’te yok, herhangi bir şirket, Lionsgate’i alabilir. İlginç olan şu ki stüdyoyu satmayı düşünürken başka stüdyonun, The Weinstein Company‘nin bazı bölümlerini satın alma da düşünülmüş bir ara. Peki Lionsgate’in elinde hangi yapımlar var? 8. filme ulaşan Saw serisi, Blair Witch Project serisi (dizisi çekilecek), The Dead Zone, Twilight üçlemesi, The Hunger Games serisi, Rambo, Divergent serisi, The Punisher filmi, John Wick üçlemesi (spinoff filmi ve diziyle devam edecek), The Expendables serisi (4. film çekilebilir) ve Sinister. Yani stüdyoyu satın alan bunlara sahip olacak. Bakalım Lionsgate satılabilecek mi?

Gelelim ölüm döşeğindeki The Weinstein Co.’ya. Bob Weinstein bir süredir stüdyoyu satmaya çalışıyor. Aslında geçtiğimiz hafta satışın sonuna gelinmişti. Ama bir avukat satışla ilgili birkaç sorun bulup dava açınca satış iptal edilmiş. Bunun üzerine Weinstein’in tek çıkış yolu iflas bayrağını çekmek kaldı. Stüdyonun 300 milyon dolardan fazla borcu mevcut. Artık elinde ne varsa satarak borçlarını ödeyecek ve tarihe karışacak TWC. Stüdyonun çektirip de vizyona sokamadığı filmlere (Bryan Cranston’lı The Upside ve Ben Cumberbatch’li The Current War) ne olacağını zaman gösterecek. Geçelim ComCast‘e. Universal’ın sahibi olan bu holding bir süredir Fox’ın peşinde. ComCast, Fox’ı satın almak istiyor ama Murdoch, ComCast’e güvenmediği için stüdyolarını Disney‘e satıyor. Satış devam ediyor olsa da ComCast en azından Sky kanallarını satın almak için diretiyor. Avrupa’da yayın yapan Sky ağı, Fox’ın en değerli kanallarından. ComCast 31 milyar dolar teklif etmiş.

Ve Warner Bros.‘la bitirelim. Amerika’daki diğer birleşme AT&T ile TimeWarner arasında olmuştu. Daha doğrusu olabilir. AT&T, TimeWarner’ı 85 milyar dolara satın almak istemiş ama Adalet Bakanlığı satışı dava etmiş. Dava olumsuz sonuçlanırsa TimeWarner parçalanıp ayrı ayrı satılabilirmiş. TheWrap’in haberine göre AT&T’ye satış gerçekleşmezse Warner Bros. stüdyosu, HBO kanalı ve Turner ayrı ayrı satılabilir. Bir türlü gün yüzü göremeyen DC Comics ise kaderine terk edilebilirmiş. Hollywood’ta durumlar böyle.

Kategoriler
haber

Weinstein Co.’ya Dava Açıldı, Şirket Satılamayabilir; Comcast, Fox’ın Peşinde

The Weinstein Company‘nin kurucusu ve başkanı Bob Weinstein şirketi 500 milyon dolara Maria Contreras-Sweet‘e satmaya hazırlanıyordu. Satış gerçekleşirse Harvey Weinstein’in sağ kolu olan David Glasser CEO’luğa terfi edecek. Glasser’ın satıştan sonra da şirkette kalması Avukat Eric Schneiderman’ın şirkete dava açmasına neden oldu. Avukatın şirketi mahkemeye vermesinin nedenleriyse Weinstein çalışanları taciz ederken, onlara hakaret ederken Glasser’ın çalışanları ve çalışanların haklarını korumaması, ayrıca zarar gören kadınlar için oluşturulan 50 milyon dolarlık fonun aslında olmaması. Bu sebeplerle Schneiderman, TWC’ye insan haklarıyla ilgili bir dava açtı. Bu dava sonuçlanana dek şirket satılamayabilir. Contreras-Sweet şirketi satın aldıktan sonra adını değiştirmeyi, yönetime pek çok kadını dahil etmeyi, şirketin borçlarını da ödemeyi planlıyordu.

Gelelim Disney-Fox-Comcast üçgenine. Disney’in Fox’ı 52.4 milyar dolara satın alacağını açıkladıktan sonra “anlaşma tamamlandı, Fox artık Disney’in” gibi davranmış olsak da işin aslı öyle değil. Fox’ın Disney’e satışı ancak bir yılda tamamlanabilecek. Zira daha bir sürü konuda görüşmeler devam ediyor. Ayrıca devlet anlaşmayı inceleyip ortada sorun olup olmadığını inceleyecek. Hatta 19 martta mahkeme anlaşmanın anti-tröstlüğe uygun olup olmadığı, yani bu anlaşmayla Disney’in tekel olup olmayacağı incelenecek. Kısacası Fox henüz Disney’in olmadı. Gelen yeni haberlere göre Universal’ın sahibi olan Comcast, Fox’ı Disney’e bırakmak istemiyor. Disney’in satın alma girişiminden önce Comcast, Fox’ı en az 60 milyar dolara satın almak istedi ama dev stüdyonun sahibi Rupert Murdoch, Comcast’e güvenmeyip şirketi Disney’e satıyor. Haberlere göre Comcast tekrar Fox’u satın almaya çalışabilir. Ama önce 19 martta başlayacak mahkemenin sonucu beklenecek.

Kategoriler
haber

Amazon, TWC’yle İşbirliğini Sonlandırdı, David O. Rusell’ın Dizisini İptal Etti

The Weinstein Company birkaç yıldır ekonomik açıdan zor durumda. Bu ay ekonomik sorunlarına bir de markanın geleceğini tehdit eden taciz-tecavüz suçlamaları eklendi, şirketin kurucusu Harvey Weinstein pek çok kadın sinemacıya taciz, hatta tecavüzle suçlandı. Bu skandal üzerine Amazon, TWC’yle işbirliğini sonlandırma kararını aldı. TWC’yle Amazon bu yıl iki dizi hazırlıyorlardı. İlki Mad Men‘in yaratıcısı Matthew Weiner’ın kaleme alıp yönettiği, her bölümü farklı öykü ve oyunculara odaklanan antoloji dizisi The Romanoffs. Bu dizinin çekimleri devam ediyor. Dördüncü bölümün tamamlandığı açıklandı. Dizi, Amazon-TWC ortaklığının bitmesinden etkilenmeyecek, çekimlere devam edilecek.

Ama David O. Russell, Weiner kadar şanslı değil. Russell’ın çekimlerden önce 40 milyon dolar harcanan (paranın nereye harcandığı açıklanmadı) pahalı dizisi bugün iptal edildi. Dizinin başrolleri Robert De Niro, Julianne Moore, Matthias Schoenaerts’e teslim edilmişti. Dizi iki sezon-16 bölümden oluşacak, mafyaya odaklanacaktı. Çekimlereyse The Irishman’den sonra, bu kış başlanması planlanıyordu. Russell’la De Niro dizinin iptaline saygı duyduklarını belirttiler. Yani Russell diziyi başka bir kanalda yayınlamaya çalışmayacak. Öte yandan TWC’nin bu iki yapım için Amazon’a tek bir kuruş ödemediği de belirtildi. TWC’nin kötü eleştiriler alan filmi The Current War‘u taciz skandalı nedeniyle 2018’e ertelediğini de habere ekleyeyim. Filme Oscar kampanyası yapılmayacak.

Kategoriler
seçki

Harvey Weinstein: Oscar Kurdu

303 Oscar adaylığı, 75 Oscar ödülü ve 65 BAFTA. Evet, yapımcı-yürütücü yapımcı-dağıtımcı Harvey Weinstein‘in kazandırttığı Oscar ve BAFTA sayısı bu şekilde. Oscar mı istiyorsunuz? Çalacağınız kapılardan birisi, hatta belki ilki Weinstein olmalı. Zira Weinstein, Oscar oyununu çözmüş, nasıl adaylık-ödül aldırtacağını, filmlerini Akademi’ye nasıl pazarlayacağını çok iyi öğrenmiş, bu işin kurdu olmuş birisi. Dile kolay, 26 yaşından beri Hollywood’ta. 26 yaşındayken kardeşi Bob’la birlikte bağımsız filmleri de destekleyen Miramax şirketini kurmuştu. Bu şirketle pek çok filmin yapımcılığını ve/veya dağıtımcılığını üstlendi, pek çok filmle ödüllerde başarılı oldu. Şirketin filmlerinden bazıları The Aviator, Finding Neverland, Chicago, My Left Foot, Il Postino, Life is Beautiful, The Hours… 2005’te bu şirketten kardeşiyle birlikte ayrıldı. Fakat başka şirketleri de var. Diğer şirketleri TWC ve Dimension’dan çıkan filmlerden bazılarıysa şunlar: Hallowen, A Single Man, The King’s Speech, The Reader, The Mist, I’m Not There

Shakespeare in Love

Çalışmadık yönetmen, senarist, oyuncu bırakmadı. Pek çok kişiye ödül kazandırttı. Bazılarına defalarca kez kazandırttı. Dediğim gibi Oscar isteniyorsa onun kapısı çalınmalı. Kimlere Oscar kazandırtmadı ki? Jennifer Lawrence, Meryl Streep, Kate Winslet, Quentin Tarantino, Gwyneth Paltrow, Daniel Day-Lewis, Ben Affleck & Matt Damon. 1998’de herkesten daha fazla para harcayıp Shakespeare in Love‘a en iyi film ödülünü kazandırttı. Akademi’nin en çok dalga geçilen kararı da bu oldu. Zira adaylar arasında The Thin Red Line ve Saving Private Ryan da vardı. Öte yandan 2003’te aday olan 5 filmden 4’ünün yapımcıları arasında Weinstein vardı: Gangs of New York, Chicago, Lord of the Rings: The Two Towers, The Hours. O yıl Akademi’nin eski başkanlarından yönetmen Robert Wise’a “Scorsese ödülü hak ediyor,” başlıklı yazı yazdırtıp bunu “İki Oscar Ödüllü yönetmen Robert Wise, Scorsese’nin Oscar’ı hak ettiğini ilan ediyor,” şeklinde reklamında kullanınca Akademi, üyelerinin açıklamalarının fragmanlarda, tanıtımlarda kullanılmasını yasaklamıştı. Akademi, Shakespeare in Love‘dan sonra üyelerinin aday yapımcıların partilerine katılmalarını da yasaklamıştı. Yani Weinstein, Oscar için her yolu deneyen, kuralları pek umursamayan birisi. Şurada nasıl kampanya yaptığı yıl yıl anlatılmış.

Weinstein artık eski performansından uzakta nedense. Bu aralar eskisi kadar Oscar ödülü/adaylığı kazanamıyor ama halen filmlere adaylık kazandırtabiliyor. Ödüle ulaşamasalar da adaylık alabiliyorlar filmleri ve/veya sinemacıları (oyuncu, yönetmen, senarist). Lakin adaylık/ödülün bir bedeli var: O da hayalinizdeki filmden çok uzak bir filmin ortaya çıkması. Burada da film katili Weinstein devreye giriyor. Weinstein pek çok film satın alıyor her yıl. Çoğuna hep aynı açıdan yaklaşıyor: “Bu filmi iyi kurgularsak Oscar aldırtabilir miyiz?” Tek amacı Oscar gibi görünüyor. Ve nihayetinde çileli süreç başlıyor. Film kurgulanıyor, Weinstein beğenmiyor, tekrar kurgulanıyor, gene beğenmiyor. Yönetmen şanslıysa çekimlerden sonra bir yıl içinde son kurguya imza atılıyor ve film ödül sezonunda gösterime giriyor. Bazense yıllarca erteleniyor. Yıllarca ertelenmesi demek yıllarca kurgulanması demek. O kadar kurgudan sonra peki vizyon/adaylık kesin mi? Hayır. Weinstein en keyfi hareket eden yapımcılardan. Senaryoyu satın alır ama filmleştirmez. Filmi satın alır, yıllarca kurgulatır, ama vizyona sokmaz, vizyona sokar ama sınırlı kopyayla sokar vs. O kadar kurgudan sonra filmi beğenirse tabii ki kampanya yaptırır ve adaylık gelebilir. Beğenmezse sonraki yıla şutlar filmi. Kimsenin izlemeyeceği tarihleri seçer nedense ve film pek izlenmez, dikkatleri çekmez, unutulur. Onca kurgudan sonra yönetmenler ne hisseder? Siz olsanız ne hissederdiniz? İşte onlar da öyle hissediyorlar. Weinstein’in özellikle yönetmenler cephesinde seveni az, çünkü yönetmenlerle son kurgu konusunda hep çatışıyor. Ama seveni de var. Quentin Tarantino, David O. Russell yıllardır Weinstein’le çalışıyorlar.

Suite Française

Biraz örnek verelim. En yeni örnek: Tulip Fever 2014’te çekildi, 2015’te vizyona hazır hale geldi ama bir türlü vizyona giremedi. Defalarca kez kurgulandı. ABD’de 1 eylülde vizyona girdi. İki yıl boyunca vizyon tarihi defalarca kez ertelendi, film sürekli kurgulandı. TWC filme o kadar güvenmiyor ki Alicia Vikander’in çırılçıplak olduğu tüm sahneleri fragmanlara yığdı. Yetmedi, Weinstein bugün bir yazı yayınlattı. Yazıda Alicia’nın annesi ve arkadaşlarının filmi sevdiklerini belirtiyor. Şirketi de, kendisi de iyice gülünç hale geldi şu aralar. Neticede film gişede batıverdi. Diğer örnek Michelle Williams-Matthias Schoenaerts’li Nazizm filmi Suite Française. Bu film 2013’te çekildi, bizde vizyona girdi, ama ABD yapımı olmasına rağmen ABD’de vizyona girmedi. Weinstein, Amerika’nın en dandik kanallarından Lifetime’a yayın haklarını sattı ve filmin ilk gösterimi sinemada değil, TV’de, hem de en dandik kanallardan Lifetime’da yapıldı. 2013’te çekilen filmi yıllarca bekletip en sonunda TV’de yayınlatmış oldu. Bir yönetmen olsanız ne hissederdiniz? Weinstein’in sevilmemesi normal. John Cusack’in başrolünü üstlendiği Shanghai filmini tam beş yıl bekletti ve Cusack’in yıldızının söndüğü 2015’te vizyona çıkardı, izlenmedi film. Filmi defalarca kez ertelerseniz vizyona soktuğunuzda film pek izlenmiyor. Jennifer Lawrence-Bradley Cooper’a rağmen Serena da izlenmemişti bu yüzden.

Weinstein’le yönetmenlerin arası iyi değil. Mesela Nicole Kidman’ın Grace Kelly’i oynadığı Grace of Monaco‘nun son kurgusunu yönetmen Olivier Dahan beğenmemişti ve Weinstein’le bolca tartışmıştı. Neticede Oscar kampanyası düşünülen film, ABD’de TV’de prömiyerini yapmıştı, Suite Française gibi. Weinstein, James Gray’in Marion Cotillard, Joaquin Phoenix ve Jeremy Renner’lı draması The Immigrant‘ı satın aldı ve her zamanki gibi yönetmenin sevmeyeceği şekilde kurgulatmak istedi. Yönetmenle arasında son kurgu kavgası ortaya çıktı. Neticede filme Oscar kampanyası yapmadı ve uzun bir aradan sonra ABD’de 23 Mayıs 2014’te vizyona çıkardı. Gray bir daha Weinstein’le çalışmamak için dua eder oldu. Çalışmasın denebilir. Ama işler öyle yürümüyor. Weinstein parayı bastırıp filmleri satın alıyor ve dilediği gibi kurgulatabiliyor. Çok eski örnekler de var: Mesela Matt Damon ve Ben Affleck’e senaryo Oscar’ını getiren Good Will Hunting için önerdiği yönetmenlerle senaristleri epey sinirlendirmişti.

The Immigrant

Özetle Oscar isteniyorsa kapısı çalınacak, çalışılacak kişilerden. Ödülü getirmese de adaylığı getirebiliyor. Grace of Monaco‘yla Nicole Kidman’a adaylık getirmek istemiş ama film kötü olunca filme kampanyaya yapmamıştı, lakin birkaç yıl sonra (geçen yıl) Lion‘la aktrise adaylık kazandırttı. Kampanyada ustalaşmış durumda olduğu için filmlerini, oyuncuları aday yaptırabiliyor. Neticede 20 yıla 303 Oscar adaylığı, 75 Oscar ödülü sığdırdı. Ama işin kötü tarafı kurgu masasında filmin potansiyelini yitirecek oluşu, yani vasatlaşması. Martin Scorsese’yle bile son kurgu tartışmasına girmekten çekinmemişti mesela. Çoğu yönetmeni post prodüksiyon aşamasında bezdirmekle ünlü. Şanslıysanız az hasarla ödül sezonuna girip Oscar adaylığı/ödülüyle ayrılırsınız. Şanslı değilseniz filminizi yıllarca kurgulatır, vizyon tarihini sürekli erteletir, en nihayetinde vizyona sokar. Daha da şanssızsanız filminizi yıllar sonra en dandik kanalda yayınlatır. Dediğim gibi keyfi hareket eden birisi Weinstein. Bakalım daha kaç yönetmeni bezdirecek, daha kaç filmi yıllarca erteletecek.