The Castle of Cagliostro: Bir Ustanın İlk Adımları

Fırat Türkoğlu, Hayao Miyazaki'nin ilk uzun metraj yönetmenliği The Castle of Cagliostro'yu daha sonraki sinemasına olan etkileriyle değerlendirdi....

Hayao Miyazaki’nin ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturduğu Rupan sansei: Kariosutoro no shiro, usta yönetmenin sadece TV’den sinemaya ilk adımlarını görebileceğiniz değil, aynı zamanda Miyazaki’nin daha sonraki sinema gramerinin ipuçlarını bulabileceğiniz bir yapım.

Filmi klasik bir yorumla aktarmak yerine bu ipuçlarını aktararak Cagliostro Şatosu’nun koridorlarında farklı bir gezintiye çıkalım dedik.
The Castle of Cagliostro
Hikaye: Film, Maurice LeBlanc’ın ölümsüz eseri Arsene Lupin’in japon televizyonlarının önemli yapım şirketlerinden Monkey Punch tarafından TV’ye aktarılması ve büyük başarı yakalaması üzerine çekildi. Arsene Lupin’in torunu Lupin’in öyküsünü dünyanın dört bir tarafında üzerine japon kültürünün farklı sosunu da katarak aktaran dizi, uzun metraja çevrilirken farklı fikirleriyle ve ilginç animasyon çözümleriyle dikkatleri toplamaya başlayan Hayao Miyazaki’ye teslim edildi. Miyazaki kendisine aktarılan senaryoyu deyim yerindeyse takla attırarak, farklı bir hikayeye evrilmesini sağladı. “The Countess of Cagliostro”, “The Justice of Arsène Lupin”, “The Damsel with Green Eyes” isimli üç Arsene Lupin hikayesini başarıyla harmanlayan Miyazaki, senaryo yazma konusundaki dehasını ilk olarak bu filmde gösterdi. Miyazaki daha sonraki filmlerinde sık sık yaptığı gibi elindeki hikayeyle yetinmeyen, kültürel dokunuşlar yapan, çevresindeki insanların hayatlarından detaylar aktaran tutumunu ilk kez bu filmde gösterdi. Daha ilk sahnede gördüğümüz kovalamacadaki arabalar (Spielberg’in tarihin en iyi araba kovalamaca sahnelerinden biri olduğunu söylediği idda edilir) Lupin’in diğer hikayelerinde kullandığı Mercedes SSK değil çizer arkadaşı Yasuo Ōtsuka’nın kullandığı Fiat500’dür. Miyazaki, Mercedes’in bu modelini Hitler’in çok sevdiğini bildiği için hikayeden çıkarıverir. Aynı sahnede Clarisse’in aracı da kendi arabası Citroen 2CV’dir (deux chevaux). Çizgi dizide ve romanda playboy olarak gördüğümüz Lupin, filmde şakacı romantik olarak adlandırabileceğimiz bir karakterdir.
Lupin-3
Karakterler: Miyazaki filmografisinde sıkça rastladığımız bir durum hikayelerinde “mutlak kötü” karakterler bulunmamasıdır. Miyazaki kötünün içindeki iyiliği, iyinin içindeki kötülüğü anlatmayı tercih eder. İlk filmi olduğu ve aslında temelde kendisine ait olmayan bir hikayeyi aktardığı için bu filminde mutlak kötü karakter Kont Cagliostro’yla karşılaşıyoruz. Daha sonraki filmleri de düşünüldüğünde Kont Cagliostro, Miyazaki sineması için ilgi çekici bir karakter. Porco Rosso ve daha birçok filminde de kötü karakterler bulunuyordu ancak kötüleri karikatürize ederek, zaaflarını veya kötü olma nedenlerini gösteren usta yönetmen Kont’u ele alırken “saf kötüyü” yaratmış.
Filmin başkarakteri Lupin’e ise avrupa sinemasından dokunuşlar eklediğini söylemek mümkün. Arsene Lupin, haliyle fransız esintileri taşıyan bir karakter ama Miyazaki’nin diziden kendisine miras kalan fransız havasını bir adım ileri taşıdığını ve “Yeni Dalga”ya kadar getirdiğini söylemek mümkün. Film gerçek oyuncularla sinemaya uyarlansaydı, Miyazaki’nin Lupin’ini büyük bir ihtimalle genç bir Jean Paul Belmondo canlandırırdı.
The Castle of Cagliostro2
Miyazaki Dokunuşları: Miyazaki’nin daha ilk filminden hissettirdiği ve daha sonra devam ettirdiği dokunuşları da filmde görmek mümkün. Bunlardan ilk öne çıkanı müzik. Dizinin müziklerinin bestecisi Yuji Ohno’yla yeniden görüşüp yönlendiren Miyazaki, karakterlerde olduğu gibi müzikte de fransız yeni dalgasının dokunuşlarına yer vermiş. Miyazaki diğer her filminde olduğu gibi ilk filminde de yönetmen, senarist, tasarımcı ve storyboard çizeri olarak görev almış. Bu sayede yönetmenin daha sonraki animasyonlarda kullandığı renk paletinden örnekler görebiliyor, özellikle aksiyon sahnelerinde dehasından izlere rastlayabiliyoruz.

Diğer Notlar: Filmin değeri maalesef ilk gösteriminde anlaşılamadı. 7 ay gibi kısa bir sürede hazırlanmak zorunda kalınan film, gösterime de apar topar sokuldu ve japon izleyiciler sinemaları boş bıraktı. Ancak yıllar sonra gösterildiği ABD’de çok iyi hasılat etmesi, Miyazaki’nin diğer filmlerinden sonra çıkan DVD’sinin de satış rekorları kırması filmi geç de olsa hak ettiği yere taşıdı.

kategori:
izlenimseçki