Brudguminn: İzlanda’da Düğün ve Cenaze


white-night-wedding-4.jpg

Baltasar Kormakur, ilk yönetmenlik denemesi 101 Rekjavik’le karşımıza çıktığında, hemen her sinemaseverin takdirini kazanmıştı. İzlanda müziğinin ardından, İzlanda sinemasından da bahsedebilmemizi, dünyanın en uzak ve soğuk köşelerinden birinde bile “sinema var” dememizi sağlamıştı. Hem iyi filmler çektiği, hem de kendisini neredeyse tüm meslektaşlarından ayırt eden “izlandalı” gibi bir sıfata sahip olduğu için algımızda özel bir yer elde etmişti.

A Little Trip To Heaven, Myrni gibi usta işi filmlerini izledikçe kendisine daha bir ısındık. Dolayısıyla Brudgummin’i (White Night Wedding) elimize aldığımızda beklentilerimiz çok yüksekti. Dakikalar geçip film ilerledikçe, Baltasar Kormakur’a bu yüksek beklentilerimizi bile kolayca karşılayabildiği için bir kez daha teşekkür etmek durumunda kaldık. Filmin konusu ve bize düşündürdüklerine geçmeden önce Kormakur sinemasını niye bu kadar başarılı bulduğumuzu kısaca bir anlatmamız gerekiyor:

İzlanda’nın tümü buz ve uçsuz bucaksız kayalıklardan oluşan adalar üzerine kurulmuş bir ülke. Coğrafya derslerimizden hatırladığımız altı ay gece-altı ay gündüz’ler bu ülkede yaşamın bir gerçeği. İzlanda’da geçen bir film çektiğinizde pek çok dezavantajınız var. İklim soğuk, doğanın görüntüsü soğuk ve en önemlisi insanların önemli bir bölümü soğuk… Dine, ideolojilere, insanlar arasındaki diğer farklılıklara dayanan çekişmeler, savaşlar ve bir tarihi de yok…

Kısacası sevgili Baltasar Kormakur’un elinde akdenizli, güney amerikalı veya uzak doğulu meslektaşları kadar geniş ve çarpıcı bir malzeme bulunmuyor. Kormakur’un bu dezavantajı avantaja çevirirken kullandığı en önemli unsur ise bu tekdüzelikten sıkılmış, ne yapacağını bilemeyen, tabiri caizse kafayı yemek üzere olan ve hatta yemeye başlamış karakterler.

Kormakur filmleri öyle bir dünya yaratıyor ki insanın içinde hemen İzlanda’ya yerleşme dürtüsü doğuyor. Buz gibi soğuk coğrafyanın içinde biraz daha modern ama neredeyse aynı derecede kaçık Kusturica karakterlerini görünce ister istemez önemli bir şok yaşıyorsunuz… Günümüz medyasının tarzıyla Kormakur filmlerine bir başlık atmak isterseniz işiniz kolay: “Soğuk ülkenin, sıcak insanları”

Brudgummin de Kormakur tarzını birebir yansıtan ve hatta yönetmenimiz artık ustalık dönemini yaşadığı için ilk filmlerine göre daha incelikli bir şekilde örülmüş bir film. Filmimiz büyük kentten sıkılan (bahsi geçen büyük kentin okyanus kıyısında, sukunet ve incelikle bezenmiş bir yer olduğunu hatırlatalım) bir çiftin, İzlanda’nın üzerinde 15-20 evden başka hiçbirşey bulunmayan (tek bir ağaç bile yok) yüzlerce adasından birine gelişiyle başlıyor. İlişkileri bitmek üzere olan ve kadında da ufaktan delirme belirtileri gördüğümüz çiftin yaşadıklarını zaman zaman bir kenara bırakıp, paralel kurguyla kocanın 1 yıl sonra aynı ada üzerinde yaşadıklarını görüyoruz. Koca yani “Jon” bir yıl geçmeden yeni ve kendisinden 20 yaş bir genç kadınla evlenmek üzeredir.

Film boyunca paralel kurgu sayesinde bir evliliğin bitişinin melankolisini ve aynı zamanda yeni bir evliliğin stresini beraber yaşıyoruz. Ancak melankoli ve stres sözcükleri belki de ilk kez bu kadar eğlenceli bir şekilde ele alınıyor. Film ilerledikçe adanın fıttırmaya yakın durumda bulunan halkının da katılımıyla hem görsel, hem de senaryo kullanımı açısından bir cümbüşe tanıklık ediyoruz.
Filmle ilgili en büyük spoiler’ı zaten başlıkta verdik. Konuyla ilgili daha fazla ayrıntı vererek sinema keyfinizi kaçırmak istemiyoruz. Filmi ne yapıp edip edinin ve güçlü oyunculukları, eğlenceli konusu, ince esprileri ile bir Kormakur filminin daha keyfini çıkarın diyebiliyoruz sadece…


Leave a Reply