Yılın Erkek Oyuncusu: Michael Fassbender


Başlıca haber kaynaklarımızdan olan blogs.indiewire.com/playlist sitesi 2011’in en sağlam çıkışını yapıp yıla damgasını vuran aktörünü Michael Fassbender olarak belirledi. Bizler de bu belirlemeye sonuna kadar katılıyor ve Ryan Gosling’in de unutulmaması gerektiğini belirtiyoruz.

Fassbender’in parlayışı Quentin Tarantino’nun Nazi konulu filmi Inglorious Basterds sayesinde gerçekleşmişti. Bu filmdeki gerilimli bar sahnesinde yeteneğini ortaya koyan ve filmde Almanca konuşan Fassbender’in Hollywood’ta yükselmesi de gecikmemişti. Ama aslında Fassbender Hollywood dışında çok daha önce tanınmış ve takibe alınmıştı. Hollywood dışında tanındığı filmse Steve McQueen’in sarsıcı ilk filmi Hunger idi. Fassbender, Hunger’da Bobby Sands adındaki siyasi bir mahkumu kotarmıştı. Devrim aşkıyla yanıp tutuşan Sands bir süre sonra açlık grevine arkadaşlarıyla beraber başlıyor ve düşünceleri uğruna hayatından vazgeçiyordu. Filmde yaklaşık olarak yirmi dakikalık kesintisiz bir sahne var ki Fassbender’in yeteneklerini sonuna kadar sergilemesi yönünden daha bir önem teşkil ediyor. Bu yirmi dakikalık tek planla çekilmiş sahnede Fassbender’in oyunculuk dersi verdiğini söylersek abartmış olmayız. François Ozon’un yönettiği Angel (özellikle filmin ikinci yarısında savaştan psikolojisi bozulmuş olarak dönmüş Esme karakterinde ilk yarısına nazaran çok daha iyi bir performans çıkarıyor Angel’da) ve Andrea Arnold’ın yönettiği Fish Tank filmlerini de es geçmemeliyiz. Aktörün bu filmlerde de kendisini kanıtladığı su götürmez bir gerçek.

Fassbender, Inglorious Basterds filminden sonra Centurion ve Jonah Hex filmlerinde rol almıştı. İki filmin de vasata dahi yaklaşamadıklarını söylemek mümkün. Lakin Fassbender’in çeşitli röportajlarında belirttiği gibi Hollywood’ta daha iyi filmlerde rol almak için bu filmlerde rol almak gerekli. Gelelim Fassbender’in “yılın aktörü” seçilmesinin nedenlerine. Bu sene aktör dört farklı karaktere büründü. Jane Eyre filminde Rochester adlı gözü kadınlarda olan bir ingiliz’i başarıyla kotardı. Hem film başarılı bulundu, hem de Fassbender’in performansı övüldükçe övüldü. Fassbender’i Jane Eyre’den önce X-Men: First Class’ta izlemiştik. Aktörün bu denli büyük bütçeli bir gişe filminde rol alması ilk başlarda şaşırtsa da filmi izledikten sonra aktörün neden bu filmde rol almayı kabul ettiğini de anlamıştık. Küçük yaşta ailesinden koparılan ve bu yüzden insanların köküne kibrit suyu dökmek isteyen kindar bir mutant olan Erik rolü Fassbender’in epey ilgisini çekmiş ve bu karakterde oldukça iyi bir performans çıkaracağını anlamış aktör. Erik, namı diğer Magneto rolünde filmin en sağlam performansını da ortaya koyuyordu. Genelde bu tür büyük bütçeli gişe filmlerinde oyunculuklar çok fazla önplana çıkarılmaz ve ödül getirmeyebilirler ama Fassbender, Erik’e öyle bir bürünüyor ki aldığı ödüllerden bazılarında bu yapımla da ödülü hak ettiği belirtiliyordu. Kasım ayının sonlarında doğru aktör karşımıza David Cronenberg’in hayal kırıklığı yaşatan ve vasatı aşamayan A Dangerous Method’ında Carl Jung rolüyle çıkmıştı. Tek eşliliğe önem veren bir adamken Otto Grass ve Sigmund Freud’la tanışmasıyla bu konudaki düşünceleri değişen ve epey arzuladığı Sabina’yla sado-mazoşist bir ilişkiye başlayan Jung rolünde de epey beğenilmişti. Filmin en iyi performansını ortaya koyduğunu söylemeye gerek yoktur herhalde. Ve Shame… Steve McQueen’le ikinci çalışması olan Shame’deki performansı şimdilik kariyerinin en iyi performansı olarak görülüyor. Bizler henüz sinemalara dağıtılmadığı için filmi izleyemedik ama söylenenlere göre seks bağımlısı Brandon Sullivan rolünde aktör çok çok iyiymiş. Zaten bu rolüyle Venedik Film Festivali’nden ödülle dönmüştü.

Aktör bu dört filmdeki performanslarıyla üç haftadır devam eden ödül sezonuna da damgasını vurdu. Shame’deki performansıyla ilk Altın Küre adaylığını elde etti. Oscar adaylığı kesin görülüyor. Ödüle ulaşır mı bilinmez  ama yılın en etkili aktörü olduğu bir gerçek. 4 farklı karakterde ve filmde 4 farklı oyunculuğuyla “yılın adamı” sıfatını sonuna kadar hak ediyor. Önümüzdeki aylarda aktör karşımıza Haywire’daki Paul rolüyle çıkacak. Bu kez dövüş yeteneklerini sergileyecek. Filmin fragmanında da kendisine yer bulan ve Gina Carano ile otel odasında dövüştüğü sahneyi epey merak ettiğimizi belirtelim. Cronenberg’ten sonra aktör Soderbergh’le de çalışma fırsatını yakalamıştı bu yıl. Prometheus filmindeyse çok daha farklı bir rolde karşımıza çıkacak: Ridley Scott’ın açıklamalarına göre David adlı androidi kotardı Fassbender. Bunlar çekimlerini bitirdiği filmler. 2012 yılında X-Men: First Class’ın devamında, Darren Aronofsky’nin büyük bütçeli epik filmi Noah’ında ve RoboCop’ın yeniden çevriminde rol alacak. Hz. Nuh rolüyle 2014’e damgasını vuracağına eminiz. Fassbender kariyerinin henüz başında ama kaliteli senaryolar geldikçe döktüreceği ve döktürdükçe onu takip edeceğimiz kesin.