Zhang Yimou’nun Dünyası


zhang-yimou.jpg

2008 Pekin Olimpiyatlarından akılda kalanları sorduğumuzda, meraklıları Usain Bolt’un “uzaylı” oluşu; Michael Phelps’in rekorları ve bilumum sporcunun sevinç gözyaşlarını sayabilir. Olimpiyatı normal bir izleyici edası ile takip edenler ise kuşkusuz tek bir cevap verir: açılış töreni.

Evet, Pekin Olimpiyatlarının açılış töreni belki de olimpiyat tarihinin en görkemli ve en estetik açılış töreniydi. Bazı ufak tefek kandırmacalar olduğu iddiasıyla sonradan biraz tartışma yaratsa da, Usain Bolt piste çıkana kadar Pekin Oyunları hakkında konuşulan yegâne fenomen o görkemli açılış töreni idi. Olimpiyat Açılışı’nın sanat direktörü ise sinemaseverler için tanıdık bir isimdi: Zhang Yimou! Birçok sinema meraklısı Zhang’in ismini o açılışın planlayıcısı olarak duyunca, şöyle hafif bir tebessüm etmiştir. Birkaç yıl evvel bol renkli, estetize ve belki de tüm zamanların en sanatsal kung fu filmi Hero ile tüm dünyada ismini duyuran Zhang Yimou. Peki, kimdi bu Zhang Yimou? Bol starlı aksiyon filmlerinin yönetmeni miydi yoksa bir sinema dahisi mi? İşte bu yazı Çin sinemasının en önemli şahsiyetlerinden birinin değişken sinema hayatına bir bakış atmakta.

Zhang Yimou (張藝謀) 1951 yılında Çin’in kuzeybatısındaki Shanxi bölgesinde, Xian’da doğdu. Bu bölgedeki folkloroik temalardan en önemli yeri tutan kırmızı renk bir zaman sonra Zhang’in dünyasında da önemli bir yer tutacaktı. Aile bireylerinin çinli nasyonalist partisi Kuomintang bağlantılarından ve babasının nasyonalist lider Chiang Kai-shenk’in ordusunun binbaşısı olmasından, erken yaşlarda genel Çin toplumunda pek sevgi ile karşılanan bir çocukluk geçirmedi. 1966 yılında Çin kültür devrimi meydana geldiğinde Zhang Yimou da diğer yaşıtı gençler gibi, belki de en verimli çağlarında koşulsuz çalışmaya kamplara gönderildi. İlk görev yeri bir çiftlikti. Daha sonraki yedi yıl ise bir pamuk tekstil değirmeninde çalıştı – ki ileride yaratacağı dünyasında burası da etkin olacak idi. Zhang Yimou kültür devriminin buhranlı zamanlarında kendisini mutlu hissedecek bir hobi buldu fotoğraf. Bu estetiği yüksek hobiyi daha ileri göturüp, her anlamıyla bir hayat felsefesine dönüştürdü. Tamı tamına 10 yıl süren ve gerçekten birçok genci sömüren kültür devriminin bitimiyle, Pekin Film Akademisi yeniden faaliyete geçti. Eğitimine zorunlu olarak ara veren birçok genç de Film Akademisine giriş için başvuruda bulundu. Kültür Devriminin zor şartları ile dünyaya, hayata ve en önemlisi Çin Halk Cumhuriyetine karşı fikirleri ve hisleri yeniden şekillenen bu sinema sevdalısı gençler, Çin sinema tarihinin en önemli dönemlerinden birine imza atmak için ilk adımlarını atıyorlardı. O gençler mezun olduklarında, beşinci jenerasyon Çin sinemacılarını oluşturacaklardı ve Zhang Yimou da bu beşinci jenerasyonun en önemli isimlerinden biri olacaktı. Gerçi Zhang’in Pekin Film Akademisine kabul edilmesi de başta pek kolay olmadı…

Zhang Yimou’nun hikâyesine kısa bir ara verip, biraz da su meşhur beşinci jenarasyon filmcilerden bahsetmekte fayda var. Çin sinema tarihinde yönetmenler farklı stilleri ve bakış açıları ile farklı jenerasyonlara bölünmüşlerdir. Örneğin şu ana kadar altı jenerasyon çıkaran Çin sineması, özellikle üçüncü ve tabii ki beşinci jenerasyonu ile dünya sinemasında dikkatleri üzerine çekmiştir. Çin sinemasının batıda tanınmasını sağlayıp ödüller toplayan beşinci jenarasyonun özel bir yeri vardır. Kültür devriminin bitimi ile Pekin Film Akademisine yazılan ve seksenlerin başında başladıkları yönetmenlikleri ile bazen feodal Çin kurallarını; birçok zaman ise mevcut olan siyasi sistemi cesurca eleştiren, sansürlenmiş tabuları beyazperdeye yansıtan ve bunları uygularken de Avrupa sinema ustalarından aldıkları kusursuza yakin görsellik ve basit karakterleri ile yalın ama üst düzey filmler sunmuşlardır.

İşte Zhang Yimou da bu beşinci jenerasyonun en önemli isimlerinden biri olmasına rağmen, yolculuğuna başlarken biraz sıkıntılı idi. Pekin Film akademisinin giriş koşulları çok sertti; öğrenci adayları zorlu yetenek imtihanlarından geçiyordu. Daha sonra dünya sinemasına damga vuracak Chen Kaige ve Tian Zhuangzuang gibi isimler yönetmenlik bölümünde eğitimlerine başlarken, Zhang Yimou daha hâkim olduğuna inandığı görüntü bölümü imtihanlarına girdi ama çok büyük bir engel vardı önünde: o da yaşı. Zhang diğer öğrencilerden iki yıl büyüktü ve akademi kurallarına göre okula girmesi imkânsızdı. Hele bir de okulun bulunduğu ülke, katı kurallı komünist Çin olduğundan bizlerin alışık olduğu amca, dayı torpili Pekin Film Akademisi için pek geçerli değildi. Zhang, kültür bakanlığına defalarca mektup yazdı ve çektiği fotoğraflardan oluşan portfolyoyu bakanlığa sundu. Kurul, Zhang’in farklı gözü ve yeteneğini fark edip, Akademi’nin katı kurallarında esneklik yaptılar. Bu hak edilerek alınan torpil akademi tarihinde ilk kez olmuştu.

Dört yıllık eğitimin ardından Avrupa, Rusya, Japonya ve Amerika’nın kaliteli sinemacılardan etkilenmiş, idealist ve adlarına “82 Sınıfı” denilen gençler ülkelerinin genelinde yer alan küçük film stüdyolarında işe başdadılar. Belki Çin gibi komünist ülkelerde sinema okullarina girmek ve eğitim görmek çok zordu ama okul bittikten sonra iş bulmak da bir o kadar kolaydı. Çünkü devlet eğittiği insanların işlerini de hazırlıyordu. Zhang Yimou, küçük çaplı Guangxi film stüdyosunda görüntü yönetmeni olarak işe başladı. Beşinci jenerasyonun en muhalif dört filminde görüntü yönetmenliği yapan Zhang, okul arkadaşı ve bir diğer usta yönetmen Chen Kaige’nin çok tartışılan ve klasikleşen The Big Parade ve Yellow Earth filmlerinde simetri ve estetik hastalığını sinemaseverlerle buluşturdu. Ayrıca hem görüntü yönetmenliği yaptığı hem de filmin içinde rol aldığı dördüncü jenerasyon yönetmeni Wu Tianming’in Old Well filminde göstermiş olduğu oyunculuk performansı ile Tokyo Film Festivalinde en iyi aktör ödülünü de kazanmış oldu. Çok yönlü sanatçı Zhang Yimou, 1987 yılında Hong gao Liang (Kızıl Mısır Tarlaları) filmi ile yönetmenliğe adım attı. Daha sonra Zhang Yimou’nun uzun süreli sevgilisi olacak Gong Li’nin başrolü oynadığı Kızıl Mısır Tarlaları’nda Zhang Yimou bilinen sinema stilini izleyiciye gösteriyordu. Hikayenin merkezinde bir kadın karakter, kırmızı estetik renkler ve simetri. Zhang’in memleketi Xian’da geçen film batıda fazlası ile ilgiyle karşılandı. Hikâye Çin’in feodal adetlerini eleştiriyordu. İkinci filminde Yang Fialand ile ortaklaşa başarısız bir aksiyon olan The Puma Action’ı deniyor ve belki de bu film Zhang’in kariyerinde ki en başarısız film olarak kayıtlara geçiyordu. Beşinci jenerasyoncular pek aksiyon sinemasına hâkim değillerdi. Onlar daha kişisel ve yalın hikâyeli estetik filmlerden etkilenmişlerdi ve söyleyecek çok şeyleri vardı.

yonetmen-zhang-yimou.jpg

1990 yılında yine Yang ile ortaklaşa çektikleri Ju dou’da Zhang, Kültür Devrimi sırasında aşina olduğu pamuk değirmenine kamerasını çeviriyor ve Gong Li’nin yine merkezde yer alan performansı ile üçlü bir yasak aşkın arkaplanında feodalizm ve sistemi eleştirerek veriyordu. Bu film Zhang’a batıda iyice isim sağladı. Ju dou Altın Palmiye ve Oscar’a aday gösterildi ve Zhang Yimou ismi batı dünyasında bilinmeye başlandı.

Üçüncü filmi Kırmızı Fenerler ile yine basitçe işleyerek dört kadının çekişmesini, sistemi ve feodalizmi eleştirerek verdi ve bu filmde de kırmızı renk ve simetri çok önplanda idi. Venedik’te en iyi yönetmen ödülünü, New York Film eleştirmenleri ödülünü ve BAFTA’yı kazandı. Zhang Yimao’nun bu filmi de Oscar’a aday gösterildi.

Qui Ju’nun Hikayesi filmi ile Gong Li haricinde tamamı amatör oyuncular kullanıp zaman zaman kameraları saklayıp Gong Li’yi normal halkın arasına kaynaştırarak bir cinema verite denemesinde bulundu. Bu filmde Zhang Çin feodaliziminden çok, ülkenin çarpık sistemini eleştirdi. Bu kez komünistleri ters köşeye yatırıyordu. Bir kadının köydeki dramını, sistemi fütursuzca eleştirerek verdi ve Qui Ju’nun Hikâyesi Çin’de sansürlendi. Batıda ise Altın Arslan başta olmak üzere birçok ödülle karşılandı.

qiu-junun-hikayesi.jpg

Zhang Yimou’nun stili artık belli idi. Aynen beşinci jenerasyon sinemacılarının dürtüleri gibi önplanda üst düzey görsellik ve  basit insan hikayeleri; arkaplanda topluma, devlete ve geleneklere eleştiri. Bunların haricinde Zhang Yimou hikâyelerinde kadınları merkezde kullanıp estetik ve simetriyi ihmal etmiyordu… zaman zaman da kırmızıyı. İşte 1994te yapmış olduğu Huozhe (Yaşamak) filminde bu elementler daha da öne çıkıyordu. Bir ailenin trajik öyküsü dört farklı dönemde anlatılıyor ve bu kez komünizme çok sert ve açık eleştiriler getiriliyordu. Zhang Yimou bu film ile Çin’de hiç sevilmeyen yönetmenlerden birincisi oluverdi. Batıda ise Cannes dâhil bol miktarda ödülle taçlandırıldı.

Beşinci jenerasyon sinemasını kabaca üç bolüme ayırırsak, 83ten 90ların başına kadarki idealist ve cesur eleştirel filmler birinci dönemi diyebiliriz. 91den 95e kadar, yönetmenlerin artık iyice authorlaşıp kişisel görüşleri ve stillerini iyiden iyiye beyazperdeye yansıttıkları ikinci dönemde ise kendi ülkelerinde istenmeyen adamlar olup, batıda ödüllere boğuldukları dönemdir. 1995ten itibaren dünyanın ve Çin’in değişimi ile beşinci jenerasyoncuların da artık fikirlerinde dağılma yaşadıkları, olaylara daha küresel açıdan baktıkları ve bilinen sert eleştirel stillerini hafiften değiştirdikleri dönem.

Bu son dönemde Zhang Yimou, Shanghai Triad adlı yine kadın merkezli ama biraz daha tempolu ve bol müzikli bir mafya hikâyesini beyazperdeye taşıdı. Bu filmden önce Zhang, uzun suredir hem profesyonel hem de duygusal olarak beraberlik yaşadığı Gong Li’den ayrılmıştı. (Fakat bu film birlikte çalıştıkları son film olmayacak; yıllar sonra yine büyük bir filmde birlikte çalışacaklardı) Hikâyedeki akıcılık ve biraz popüler sinemaya yatkınlıktaki fark göze çarpıyordu. Film işleyiş ve stil olarak güçlü, doygun ve kırmızı idi ama Shanghai Triad’da derinlikli bir eleştiri yoktu. Sadece insan hikâyesi (ve belki eleştirisi) minimal ama güçlü bir dille beyazperdeye getirilmişti.

shanghai_triad-film.jpg

1997 yılında Zhang Yimou artık o bilinen stilini Keep Cool filmi ile tamamen değiştirmiş oldu. Keep Cool’da Zhang, köyden şehire iniyor, kamerasını basit bir şehir hikâyesine çeviriyordu. Artık dünya değişmiş ve beşinci jenerasyon yavaş yavaş sona gelmişti. Artık muhaliflik ve cesurca eleştirel bakışlar onların sinemasında aranan olgular değildi. Çok değil üç-beş yıl sonra 30lu yaşlardaki yeni sinemacılar dijital kameraları ile Zhang Yimou’nun Keep Cool’da yapmaya çalıştığını daha reel şekilde yapıp “Şehirsel Gerçekçilik” akımı ile altıncı jenerasyon Çin sinemacılarını oluşturucaklardı.

90lar biterken Zhang Yimou artık bir Çin sinemacısından çok bir dünya sanatçısına terfi etmek üzereydi. Çin artık resmi olmasa da kapitalistti ve dünya çok değişmişti. Dolayısı ile beşinci jenerasyonun pek bir anlamı da kalmamıştı. Okulda dirsek çürüttüğü ve ilk olarak idealist cesur filmleri beraber yaptığı sinemacı arkadaşlarının birçoğu 2000li yıllar ile birlikte başka sektörlere kaymaya başlamışlardı. 1999 yılında Zhang, Not One Less’i yaptı. Tamamen amatör oyuncular ile bir dağ köyünde ve italyan yeni gerçekçilerine selam çakarcasına yapılan bu film yine dünyada büyük ilgi gördü ve bol ödül kazandı. Bu film çok basit ama duygusaldı; biraz da oryantalistti. Birçok çinli aydın ve doğu bilimci Zhang Yimou’yu da oryantalizim sömürücüsü olarak bu devirde eleştirmeye başladılar. Evet, Zhang Yimou belki çok usta, yetenekli bir sanatçıydı ama filmlerinde hep ana planda ya mazlum bir kadın ya da bir çocuk olurdu. Filmleri üst düzeydi ama bir Chen Kaige kadar derin veya direkt de değildi. Ama Zhang Yimou kendini yenilemesini çok iyi biliyordu. Not One Less’den sonra o yılların çok popüler filmi Titanik’in aşk hikâyesine selam veren Evin Yolu filmi geldi. Yine bir köy, mazlum bir kız ama bu kez profesyonel aktörler vardı. Zhang Yimou’nun yanında artık Gong Li yok ama daha genç ve ileride dünya çapında bir yıldız olacak yeni sevgilisi Zhang Ziyi vardı.

zhang-ziyi.jpg

2000lere girerken bir komedi denemesi olan, bolca duygu yüklü Mutlu Zamanlar’ı yaptı. Bu film Zhang Yimou’nun o bilindik minimal stilinin sonu olarak adlandırılabilir. Fazlaca doğulu, hafif yapmacık ama yine özgün olan film Oscar’a aday oldu. Yıllar önce Zhang Yimou’nun aşırı sanatsal ve muhalif filmlerini aday yapan Hollywood Akademisi, 2000 yılında biraz hafif ve oryantalist bir filmi aday yapıyordu… dünya değişiyor muydu ne?

Dünya’nın değişimi ile beşinci jenerasyoncular da yerlerinde sayamazlardı. Artık seyircilerin fikirleri ve bakış açıları da değişiyordu. Nitekim “82 sınıfı” da değişti. Ekibin bir diğer ustası Chen Kaige Akdeniz usulü “Mutlu Hissetme” temalı Birlikte’yi çekti. Ama bu bol ajiteli hikâye anlatımına yetkin olmadığı için başarısız oldu. Zhang Yimao da Wu xia türünü yani kung fu filmi denedi, Hero. Zhang da Chen gibi etkin olmadığı bir stili deniyordu, Biraz Kurosawa’nın klasiği Rashomon’dan esinlenerek belki de tüm zamanların en sanatsal kung fu filmini ortaya çıkardı. Ama bilimum Jet li hayranı, türe meraklı seyirci için sıkıcı bir filmdi. Filmin sanatsal ve ustalıkla dolu oluşu ve Quentin Tarantino’nun yaklaşık iki yıl sonra filmi tavsiye etmesi Zhang Yimou’yu normal sinema seyircisi gözünde de popüler yaptı. Çok değil iki yıl sonra Zhang Yimou başka bir aksiyon Uçan Hançerler’i yaptı. Uçan Hançerler, aksiyon filmi anlamında Hero’dan daha başarılıydı. Zhang Yimo’nun Hero’da fazlaca kullandığı sanatsallık ve dram bu filmde yoktu. Bu da bir aksiyon filmi için yerinde bir tercih olmuştu. Aksiyon filmleri ya komik ya da şiddetli olmalı idi. Zhang, Uçan Hançerler’de şiddet temasını kullandı. Bu film ile Zhang Yimou dünya çapında bir isim oldu. Bol bütçeli şatafatlı kung fu filmleri ile yakaladığı popüleritisini kullanıp yine eski stili olan minimal bir çalışma Binlerce Kilometrelik Yolculuk filmini çeken Zhang, artık stillini tamamı ile değiştirmesi gerektiğini de anlamış oldu.

[dailymotion xbs7gi&related=0]

2005 yılında Puccini’nin Turandot operetini yasak şehirde sahneye koydu. Bu prodiksiyon bir nevi Pekin olimpiyatları açılışına hazırlık niteliğindeydi. 2006 yılında fantastik ve görkemli aksiyon Altın Çiçeğin Laneti filminde uzun yıllar sonra kült oyuncusu Gong Li ile yeniden çalışma fırsatı oldu. 2008 yılına kadar küçük projelerde misafir sanatçı olarak yer alan Zhang, 2008 yazında Olimpiyatlar ile dünyayı bir kez daha kendisine hayran bıraktı.

2009 yılında Coen biraderlerin Blood Simple’ının Çin versiyonu A Simple Noodle Story’i yapan Zhang Yimou sinemaya da tekrar dönmüş oldu. Kendi sevdiği filmlerden biri olan Blood Simple’ı kendi stiline uyarlayan Zhang anlaşılan o ki, yine kendini yenileme yolunda.

25 yılı aşkın bir süredir dünya sinemasına damga vurmakta olan Zhang Yimou beşinci jenerasyonun en önemli isimlerinden biri olmaktan, dünyadaki en popüler sinemacılığa kadar geniş bir yolda sanatına devam etmekte. Zhang, belki diğer beşinci jenerasyonculardan Tian Zhuangzhuang kadar cesur ve minimal değil. Ya da bir Chen Kaige kadar estetik ve Çin kültürüne saygılı olmayabilir. Ve hatta oryantalizmi sevse de, devamlı kendini yenileyerek sanatını geniş yelpazelere yayarak evrensel bir sanatçı olmuştur. Bugün Chen Kaige çok nadir filmler çekmekte ve hâlâ o beşinci jenerasyon dürtüsünden pek kurtulamamış gözükmekte. Beşinci jenerasyoncuların bir nevi büyük ağabeyi Yian Zhuanhzuhang ise günümüzde de alışkın olduğu şahsi şiirsel filmleri nadiren yapmakta. “82 Sınıfı”nın diğer elemanlarının birçoğunun bugün nerede oldukları ve ne yaptıkları meçhul. Sonuç olarak Zhang Yimou, Kültür Devrimi’ni buhranlı günlerinden çıkıp kendi ideallerinde bir şeyler söyleyip kendini hep yeniliyerek bugün en tanınan çinlilerden biri olmuş durumda. Hâlâ estetik, hâlâ simetrik ve hâlâ kırmızı…


2 responses to “Zhang Yimou’nun Dünyası”

Leave a Reply