Zeki Ökten’in Ardından


Konuk Yazar: Diego Nadas

yonetmen-zeki-okten.jpg

Çok uzundur kaybediyoruz. Tutunmak, hayatta kalmak, pek bir düttürü mü dünya. Önemi bile yok artık diyecek bir anlam kayması. Okudukça daha yalnız bir dünyanın içinde. Zamanın büyüsü varsa tarihin de laneti var. En pis sırıtansa, hiçbirşeyböyleolmayabilirdihayaleti. Darbenin postalından ve o postalı örten cilanın ışığına kul olmuş pervanelerden nasibini almamış bir ülkede yaşasaydık nasıl uğurlanırdı Zeki Ökten?

Toprağın en büyük uğursuzluklarından biri: Büyük sözler etmek zorunda kalmak. Kurtarmak ve kurtarılmak arasında gidip gelen tuhaf peygamberler gibi harf işçisinin kaderi. Çağrılmayanından tutunamıyanına kadar. Saatleri ayarlamak içinse geç. Bir gün çok erken, yarın için çok geç.

Dikiş tutmaz dualar burada. Oldu. Olundu . Geçti kayboldu. Kabul et.

Çok uzundur kaybediyoruz. İç bir ayna. Dış bir kabus. Ya her şey aynı. ‘’Değiştikçe aynıyım” demek değil bu ama aynı kaldıkça başka görünmek yeter bana demek daha çok.

Sağımızda solumuzda. Hakikat. Güzel bir saat markası gibi. H’si işlemeli, yaldızlı.

Ölüler nasıl konuşuyor ama. Geçmeden bir tabut hikayesinden hatırlamak zor yaşadığımızı. Ölülere sığınıyoruz çokça, belki onlara benzeyen bir hayalet oluruz. Adımızı anmadan hiç bir günahla belki yaşamadan desek kısasından.

Doğmuş olmanın sakıncaları üstüne yazmıştı Cioran,her gün bir gecikmeye dönüşürken hiç bir şey yazmamak için bir çare olmalı. Bu lanetten kurtulmanın bir yolu olmalı.

Baktıkça, benzemiyor görünen varolana ki güzel beladır aslında hatırlayana. Bir ömrü yaşadığını bilmenin iştahıdır hatıralar ve gittikçe yok olmak için zaman bekliyoruz. Hala ve daima . Söz yarayı bağışlamıyor. Ama gene de söz mü vermeli yoksa güzelce susmalı mı?

Faşizm susmak zorunda olmak değil söylemek zorunda olmaktır demiş Barthes. Yeniden okumalı. Ne demeli ama kime demeli neden demeli? Hatırlamak kendimizi bir günün ortasında bir ihanet rüyasıysa.

Bir yolun ucundayım karanlık ama.


One response to “Zeki Ökten’in Ardından”

Leave a Reply