Zodiac: Ne İçindeyim Sistemin Ne de Dışında…


Şu sıralar Gone Girl filmini izlediğimiz David Fincher’in 2007 yapımı Zodiac, gerçek bir dava dosyasına dayanıyor. O dava dosyası da Zodiac muammasının peşine takılan Robert Graysmith’in Zodiac kitabında ayrıntılandırılıyor. Bulmaca çözmeyi sevdiğini söyleyen Graysmith, olayı ayrıntılandırmakla da kalmıyor, seri katilin kim olabileceğine dair de hedef gösteriyor. Tüm bu takıntılı çabasına rağmen Zodiac fenomeni günümüze kadar çözümsüzlüğünü koruyarak arşivin tozlu raflarında yerini alıyor. Doğal olarak da her şey Graysmith’in araştırıp ortaya koyabildiği kadarıyla gerçek kılınıyor.

Zodiac Short Takes

Zodiac, işlediği cinayetleri bildiren bir mektubu San Fransisco Chronicle gazetesine gönderir.Mektupta bir de şifreli bir yazı vardır. Şifreli yazı gazetenin karikatüristi Robert Graysmith’in (Jake Gyllenhaal) ilgisini çeker. Cinayetler devam edip mektuplar geldikçe Zodiac’ın kimliğini tespit etmek karikatürist için takıntı haline gelir. Aslında gazetenin adli suçlar yazarı Paul Avery’nin (Robert Downey Jr.) konusudur Zodiac. Ancak Avery, umursamaz kişiliği ve alkolikliği yüzünden gerekli motivasyonu sağlayamaz. Emniyette ise Zodiac’ı araştırma yetkisi dedektif Dave Toschi (Marc Ruffalo) ve partnerine verilmiştir. Sonuçta bir türlü çözülemeyen Zodiac olayı bu kişiler üzerinde de önemli etkilere neden olur.

Çözüme kavuşmamış bir davayı konu edinen bir kitaptan uyarlanan bir filmin davayla ilgili önemli bir açıklık getireceği beklentisine girebilirsiniz. Ancak Fincher, katilin kim olabileceğine dair Graysmith’in ortaya koyduğundan fazlasıyla ilgilenmemiş. Sosyal Ağ’da, facebook fikrini Zuckerberg’in kendilerinden çaldığını iddia eden ikizlerin açtığı davayla ne kadar ilgilenmişse, burada da-her ne kadar öyle görünmese de- o kadar ilgilenmiş. Onun yerine Zodiac’ın fenomen olmasının- olabilmesinin nedenlerine eğilmiş.

zodiac1

David Fincher sistemle sorunu olan, sistemi sorun edinen karakterlere ilgilenen bir yönetmen. Tabii bu sistem dediğimiz halt, küçükten büyüğe çeşitlilik ve içiçelik arz ediyor Fincher sinemasında. Örneğin; The Game’de, travmasıyla yüzleşmekten kaçınmak için işine batmış bir iş adamının kardeşinin kendisine oynadığı oyunla bundan çıkışının konu edilmesi, Fight Club’da, yaşadığı konformist hayattan dolayı kişilik bölünmesi yaşayan bir adamın sürreal bir çabayla kendini sistemden arındırma öyküsü, Sosyal Ağ’da, sonuçta sisteme entegre olacak olsa da sanal bir sosyal platform oluşturan Zuckerberg’in hikayesi, Benjamin Button’da ise, doğal olarak aykırı bir adamın bundan dolayı yaşadığı zorlukların tuhaf hikayesi…

Zodiac’taki karakterlerlere dönüp Paul Avery’den başlayalım. Avery her ne kadar özgün ve özgür kişiliğiyle gazetede arz-ı endam ediyor olsa da hiyerarşinin getirdiği sınırlamaların boyunduruğu altındadır. Dedektif Dave ise popüler ve çözümsüz Zodiac davasıyla ailesine zaman ayıramamak arasında kalmışken bir de hız kesmeyen diğer cinayet davalarıyla da uğraşmak zorundadır. Zodiac davasının popüler olması dedektifin onlarca cinayet davasından hissetmediği ağırlığı hissetmesine neden olmuş onu çaresizliğe, bunalıma sürüklemiştir. Dolayısıyla dedektifin üzerindeki baskı doğal bir baskı değil sistemin sac ayaklarından medya yoluyla oluşan popülerin yarattığı ve dayattığı bir baskıdır. Karikatüriste baktığımızda ise Avery’nin de dediği başlangıçta, adapte sorunu olan, gazete içinde eğreti duran, tuhaf halleri olan bir kişiyi görüyoruz. Zodiac olayının patlak vermesiyle karikatürist yukarıda saydığımız hallerinden sıyrılıp tutkuyla Zodiac bulmacasının peşine düşer. Her ne kadar editörün ve Paul Avery’nin ona kendi işine bakmasını salık vermelerine rağmen kendi işine bakmaz.zodiac2008

İki devriye polisinin telsizde şüphelinin zenci olduğu yönündeki anonsundan dolayı diğer tüm şüpheleri üzerinde taşımasına rağmen bir şahsın üzerine gitmemeleri nedeniyle Zodiac’ı kıl payı kaçırmış olmalarının altında yatan neden suçlu eşittir zenci gibi kodlanmış bir yargıdan kaynaklanmaktadır. Eğer ki karikatürist de söz konusu olan iki polis gibi sistemin kodlarına bağımlı kalsaydı kurumlarla dalgasını geçen, onlara meydan okuyan Zodiac’ın oyun alanında diğerleri gibi kendini sıkışmış gibi hissedecekti. İşte David Fincher sinemasının derdi de Panic Room’da somut örneğini gördüğümüz kapana kısılmış insandır, insanlıktır. Artık neyin kapanıysa siz karar verin.


Leave a Reply